İsmail Tufan


Yaşlılık, Yaşam ve Ütopya

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


İnsanın hayalleri olmasaydı, herhalde hala mağarada yaşamaya devem ederdi. Bir toplumun gelişmesi de onu meydana getiren insanlarının hayalleriyle bağlantılıdır. Neyi hayal edebiliyorsak, ufkumuz nerelere uzanabiliyorsa, gerçekleştireceğimiz yaşam koşulları da o mesafeye kadar uzanacaktır.

İnsan, en eski çağlardan beri kendi yaşlanmasını yapılandırmak istemiştir. Bu konuda hayalleri sınırsızdır. Yaşlanma sürecini kontrol altına alma isteğine zaman zaman gerçekleşmesi mümkün olmayan rüyaları da karışmıştır. Yaşlı Lucas Cranach’ın 1546’da çizdiği “Gençlik Çeşmesi”nde bu hayal ifade edilmektedir.

Bugün buna gülüyoruz. Fakat yaşam süresinin uzaması nedeniyle iyi yaşlanmanın ve bunun genel toplumsal bağlamlarındaki koşullarının çeşitli grupların ihtiyaçları dikkate alınarak nasıl gerçekleştirilebileceği, çağımızın en önemli sorularından biridir.

Bu sorunun içinde yüksek düzeyde öznel refah, sosyal entegrasyon ve sosyal katılım gibi yaşam kalitesinin özellikleri kadar sosyal güvenlik veya sağlık sistemleri alanlarında uzun yaşamla ilişkili maliyetler de ele alınmaktadır.

Günümüzde de insanının istekleri ve bunlara eklediği gerçekleşmesi mümkün olmayan hayalleri vardır. Gerontologlar 1990'larda yaşlılıktan kaynaklanan kayıpları durdurmanın ve tersine çevirmenin ötesine geçen somut bir ütopya formüle edilmiştir. Buna göre yaşlılığın ve yaşlanmanın güncel gerçekliğini aşan olasılıklar ve görünüm biçimleri keşfedilmelidir.

Günümüzden 20 yıl önce ülkemize gerontolojiyi getirme isteğimiz de önce bir hayaldi. Bizim için gerçekleşmesi mümkündü, ama bize katılmayanlara göre hem gereksiz hem de gerçekleşmesi imkânsız bir rüya idi. Bugün ülkemizde onlarca gerontoloji bölümü vardır. Bunun sebebi, mağaradan kafamızı çıkarmaya cesaret etmemiz ve ilk gerontoloji bölümünü Akdeniz Üniversitesi’nde 2006 yılında kurmamızdır.  

Gerontoloji, yaşlanma ve yaşlılık ütopyalarımıza bir platform yaratmaktadır. Buraya sadece yaşlı insanla ilgilenen tüm bilim dallarını değil, aynı zamanda bu alanın aktörü olarak yaşlı insanları da teşvik ederek, bu alanda aktif olmaya davet ediyoruz. Türkiye’de yaşlı insanların gerontolojik platforma katılımı için gereken koşulların yeterli olmadığını biliyoruz. Fakat bu koşulları değiştirip, yerine uygun koşulları koymanın mücadelesini sürdürüyoruz.

Yaşlılardan toplumun beklentilerine uyum sağlamaları beklenmektedir. Biz ise toplumun da yaşlılara uyum sağlaması gerektiğini vurguluyoruz. Sağlıklı, aktif, mutlu yaşlılar yaratmanın yegâne koşulunun, bu olduğuna inanıyoruz. Toplumdan soyutlanan yaşlıları değil, toplumu şekillendiren, ona yeni bir yol ve yön gösteren, gençlere örnek olan yaşlıların çoğalması için verdiğimiz uğraşlara yeni aktörleri kazandırıyoruz. İşte bu nedenlerden dolayı hayata geçirdiğimiz 60+Tazelenme Üniversitesi planlı eylemimizin sadece küçük bir parçasıdır.

Ancak hala yıkamadığımız önyargılar, basmakalıp düşünceler nedeniyle yaşlıların topluma katılımını tam olarak gerçekleştiremedik. Bunun başlıca sebebi, hayalleri sınırlı olan bir bilim camiasına sahip olmamızdır. Eğitim kalitesi giderek azalmıştır. Öğrencilerimiz Türkçeyi bile doğru dürüst yazamaz ve konuşmaz haldedir. Sınavlar ve işsizlik arasında hayatları geçen bu gençler de yaşlanıyorlar. Gelecekte bugünleri birçoğu kötü bir anı olarak anımsayacaktır.

Sınırsız hayallerine sınırlı yaşamı engel olan bu gençliğin daha iyi koşullarda yaşlanmasını sağlamak için yeni ütopyalara acilen ihtiyacımız var.  Hem de çok.