Mustafa teke
15.10.2020 16:38:25
Dünyanın her ülkesinde yabancı var.Gunumuzde bu durum doğal sayılıyor.Insanın doğduğu yerden başka yere gitmesinde yabancı oluyor. Ve ülkesinden ayrılıyor.Ayrılık o kadar zor ki hatta bir şarkıda #Ölum Allah,in emri,şu ayrılık olmasaydı # denilerek ayrılığın ölümden daha Acı olduğu ifade ediliyor. Yazı mükemmel tşk eder saygı ve sevgilerimi iletirim.

Özcan şimşek
17.10.2020 23:08:22
Gurbette 10 yıl kaldım. Yabancı olmak nedir iyi bilirim. Yabancıya hörmet ve ilgi çok güzel fakat aynı durum neden kendi vatandaşımıza farklı? Bu haftaki yazınız için teşekkür ederim. Elinize sağlık.


Vahit Doğan


"Yabancı"

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


“Vatanında ölmeyen iki defa ölür.” [İsmail Habib]

Köyde yaşadığım çocukluk yıllarında evimize en fazla elli metre uzaklıkta evler vardı. Fakat biz hiçbir zaman o evlerin önünden, yakınından dahi geçmedik. O evlerde oturanlar da aynı bizim yaptığımız gibi bize hiç gelmediler. Şimdi bile o evlerde kim oturdu, bilmem. Elli metre mesafe de olsa, aynı köylü de olsak insan ancak hayatının belirli çağlarında, belki de tamamında, -bu ince ayrımı sizlere bırakıyorum- önce akraba olduğu, sonraları ise arkadaşlık gibi kalbinin ısındığı, yokluğu ruhunda eksiklik uyandıran insanla beraber olmak ister.

Yine köyden bahsedeceğim: Köylümüzün birisi, köyde kendi sülalesinin olduğu tarafta değil de, köyün başka bir bölümünde sonradan satın aldığı kendi tapulu mülküne ev yaptırmış, kimseye zararı olmadan yaşıyormuş. Komşusu yani evinin en yakınında oturan bir kadın gelmiş ve kendisine şöyle demiş: ‘Siz buraya niye ev yaptırdınız, biz sizi sevmiyoruz, yüzünüzü görmek istemiyoruz!” 

Küçücük bir şehirde yaşıyor bile olsak bir mahalleden başka bir mahalleye taşınmak insana zor gelir, yabancı olmuşsunuzdur artık. Halbuki en fazla üç dört kilometre mesafedir uzaklık.

Başçavuş emeklisi olan amcam yaklaşık 65 yıldır gurbette yaşıyor. Ancak her hafta beni arıyor ve önce köyde kendisinden büyük olan yaşlıların ölüp ölmediğini soruyor, sonra da çocukluğunu geçirdiği şimdilerde viran olmuş evimize bir gün göçeceğinin hayalini kuruyor; nerede yaşarsa yaşasın doğduğu toprağın kokusu onu çekiyor, ömrünü geçirdiği başka şehirlerde hep yabancıydı demek ki!

İnsan; karakteri ne olursa olsun neticede bir ruh barındırır. Ülkemizde etrafımıza bir bakalım, mültecilerin, yabancıların her yerde olduğunu görürüz. Belki on yıl önce şehrimizde esmer tenli birini görsek şaşırmış bir eda ile uzaktan el işaretiyle gösterirdik. Ama şimdi köydeki çoban bile mülteci. Hepsinin de hayat hikâyesi farklıdır. Biz bir mahalle değiştirirken bile burukluk yaşarken kim bilir onlar neden kendi vatanlarından uzakta, başka ülkenin insanlarının lokmasına ortak olarak, yarı aç- yarı tok yaşıyorlar? Dediğim gibi hepsi de ayrı insan, ayrı ruh…

Peki canlılar içinde yalnızca insan mı yabancıdır? Bitkiler yabancılık çekmez mi? Bir zeytin ağacını getirip İç Anadolu’nun ortasında bir yere diksek Ege’deki gibi bir verim alabilir miyiz? O zavallı zeytin fidanına toprak da, hava da, iklim de yabancıdır, bir süre sonra yaşayamaz, ölür.

***

Bu haftaki Saklı Kalan Şiirler köşemizde üç şiir var. İlk şiirimizin şairi bilinmiyor. 1954 yılına ait bir şiir.

 

 YABANCILIK

Ne acıdır yabancılık

İki dost arasında;

Eski iki dost arasında

Yabancılık.

Bir gün rastlarsınız ona,

Bir köşede;

Selâm verecek olursunuz,

Aldırmaz

Halbuki onunla müşterek,

Tatlı hatıralarınız vardır;

Bir boş arsada, bir eski bahçede

Bir cami avlusunda

Beşiktaş’tan bir yerden,

Barbodan arkadaşlığınız vardır.

İlk mektebi beraber okumuşsunuzdur;

Orta mektepten arkadaşsınızdır:

Beraber az mı ayva çalmış,

Az mı çitlembik yemişsinizdir.

Birbirinizin başını yarmış,

Saklambaç, birdirbir, köşe kapmaca.

Körebe falan oynamışsınızdır.

Acaba beni tanımadı mı?

Yoksa ben mi birine benzettim, dersiniz.

Bir daha bakarsınız, bir daha.

Ne yazık ki eski arkadaşınız Ali’dir o

Eski arkadaşınız Veli’dir, Hüseyin’dir o.

Hayır hayır, ne Ali’dir, o, ne Veli

Ne de Hüseyin

Yabancıdır o yabancı…

**

İkinci şiirimizin unutulmuş şairi Ulvi Soyaslan, yine 1954 yılı.

BENİ TANIYAN, FAKAT ANLAMIYAN BİRİSİNE

Beni iyi tanırsın görünce

Hemen sokulur, konuşursun.

Beni iyi tanırsın, fakat

Anlamazsın.

 

Anlamazsın içimdekini,

Yalnız dışımdakini görür,

Konuştuğumu duyarsın.

Anlamazsın sen beni,

Sen yabancısın!

Üçüncü şiirimiz, 1987 yılında bir ekim günü 29 yaşında hayatını kaybeden Nilgün Marmara’ya ait.

             YABANCI

 

En yakın yabancı sendin,

Daha sürülmemişken ışığın biberi yaramıza,

Yaslanırken boşlukta duran bir merdivene henüz.

 

  Güzdü, sonsuz bir çöle takılan bakışımız,

  ilkyaz derken - kışı gözden kaçıran

  yüzlerce eller yukarı, saygı duruşlarımız

  en güçsüz kollarla -

  Çözüldü aşkın zarif ilmeği

  bulandı aynalar duruluğu.

  Çok gizli bir doğru gecenin toyluğunda

  bilmedik çekenin yanlış bir uzaklık olduğunu...

 

  Yabancıların en yakınıydın sen!