Ebru
15.08.2020 00:02:14
Çarpışan arabada gibi sürekli bir engele toslayan insanlar sabrederse o engelleri aşacağını, emek verirse yürüdüğü yolları çiçeklerle çevreleyeceğini, sevginin gücüne inanıp hayata tutunduğunda merdiven basamaklarını birer ikişer çıktığını fark eden bir kadın görüyorum karşımda. Umarım emeklerin hiç boşa gitmez. Durmak yok, toprak ya da su olmaya devam.


Misafir Kalemler


Tercih Dönemi

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı- Zeynep Nur Küçük


TERCİH DÖNEMİ

                Hayat güllük gülistanlık olsa.Girdiğimiz sınavları kazanabilsek, tökezlemeden yürüyebilsek, terlemeden yorulmadan kazanabilsek, kariyerimizin doruklarına saçlarımız ağarmadan, belimiz bükülmeden, dişlerimiz dökülmeden çıkabilsek.

                Ah! Ne güzel olurdu.

                Ama yok böyle bir dünya.

                Hep zorluk, hep mücadele,

                Mücadele ederek, hayat standartlarını yükselmeye çalışan bizler…

                Mücadele ruhu küçük yaşlardan itibaren gelişiyor. Çocuk düştükçe, ağlaya sızlaya ayağa kalkmaya uğraştıkça, anne-baba elinden tutup kaldırmadıkça, çocuk da desteksiz ayağa kalkması gerektiğini idrak ediyor. Mücadele ruhunu bastırmayan ebeveynler,ileri de ne istediğini bilen, hedefleri olan genç nesillere sahip oluyor.Bu bireyler kazanamadığında ağlayıp-sızlayıp kendi başarısızlığına kılıf aramak, kendine suç ortağı bulmak yerine, bedel ödemeye hazır, çözüm arayan, özgüven sahibi toplum olarak karşımıza çıkıyor.

                Üniversite tercihlerinin yapıldığı şu günlerde biz her şeyin en iyisini bilen anne-babalar her zamanki gibi çocuklarımıza müdahale ediyoruz.

                Mühendislik yazmak isteyen çocuğumuza:

                “Bekle, bir sene daha çalış, tıbbı kazanırsın.”

                “Bir sene daha hazırlanıp ta ne yapacaksın. Öğretmenlikler tutuyor işte.”

                “Hukuk istiyorduk puanı tutmuyor, benim oğlan da bu sene gitmek istiyor, gönderir miyim ayol? Çalışsın bir sene daha…”

                Bugün çocuklarımızın okul tercihlerine müdahale ediyoruz, dört-beş sene sonra iş tercihlerine müdahale edeceğiz, ilerleyen yıllarda eş tercihlerine müdahale edeceğiz.

                “O kızı dünyada almam. Ne o öyle, sümüklü böcek gibi…”

                “Sevdiği oğlana da bak, küpeli müpeli…”

                “Gençliktir, olur öyle şeyler, ben hoşlanmadım. Ayrılırlar, olur biter. Daha yaşı kaç, karşısına neler neler çıkar.”

                Ah bizler! Kendi pişmanlıklarımızı çocuklarımız da yaşamasın isteriz. Bizim pişman olduğumuz şeyler, belki onların hoşuna gidecek. Bize göre beyaz, her zaman beyazdır. Siyah, her zaman siyah ama unuttuğumuz bir şey var: Zaman değişiyor, çocuklarımız değişime ayak uyduruyor. Artık bizim de değişmemiz gerekiyor. Hayatımız sadece iki renkten ibaret değil, ara renklerin de olabileceğini görmemiz gerekiyor.

                Evet, biz büyükler yük çekeriz. Çekeriz çekmesine de ne kadar süre? Ağzınıza götürmek üzere kaldırdığınız bir kaşığı düşünün, ne kadar hafiftir değil mi? Tut on dakika, tutarsın. Tut bir saat, zorlanarak tutarsın. Tut bakalım onbeş-yirmi saat… Hani kaşık hafifti. Tutamazsın, o ardık tonlarca ağırlık olmuştur.

Çocuklarımıza “Ben, senin her zaman arkandayım.” Derken, sağa, sola ya da öne düşersen de seni tutarım. Seni hiç düşürmem olarak algılatmamalıyız.

 

                Yavrularımız, kuzularımız, canımız, kanımız… ama artık bir yere kadar. Kendi verdikleri kararların arkasında durmaları gerektiğini, zoru görünce pes etmeyip mücadele yeteneklerini geliştirmeyi öğretmeliyiz.

                Onların; bizleri suçlayıp, kendi kabahatlerini bizim sırtımıza yüklemeden önce, hayati bir tercih olan bu eğitim kararını kendilerinin vermesine özen göstermeliyiz. Birlikte araştıralım, birlikte düşünelim, getirisini-götürüsünü birlikte ölçüp-biçelim ama karar verme kısmına gelince, bırakalım kendi okullarını, okumak istedikleri bölümleri kendileri seçsinler.

                                                                                                                                            

 

                Ya toprak ol

                Ya da su

                Sakın ateş olma