Yağmur
24.08.2020 09:17:34
Kaleminize sağlık. Tarih tekerrürden ibaret denir, hiç ders çıkarsaydık tarih tekerrür eder miydi? Geçmişten ders alarak ileriye, hep ileriye gitmemiz gerekiyor oysa. Bilimde, fende, teknoloji de ileriye gitmek için uğraşmamız gerekirken, birbirimizi yemekle uğraşıyoruz. Çok acı gerçekten...


Misafir Kalemler


TARİHLE YÜZLEŞMEK

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı- Emin SALMAN


       TARİHLE   YÜZLEŞMEK

 

            Tarihi kendi mahzenine gömmeli.

            Geçmiş geride kaldı.

            Onun defterini kapatmaktan bu kadar korkarız ki! Ak bir tarih yokken, karaları geçmişe havale etmenin kime zararı dokunur ki!

            Atalarımızın işlediği kıyımlardan,kırımlardan, vahşetlerden ürküntü duymuyorsak, sorgulamalıyız insani vicdanımızı.

            Sızlamıyor mu yüreğimiz. Tarih geçmiştir. Onu yok sayarak kurtulamayız. Korkularımızla yüzleşmek gerek. Onlar bizim korkularımız, acılarımız, hüzünlerimiz, kederlerimiz. İnkar ederek kurtulabiliriz. Böylelikle hiç bir bağımız kalmamış olur geçmişimizle. Ancak, o zamanda kitleleri uyuşturacak  “şanlı” geçmişimiz masalı kalamayacağından ne yaparız. Bence asıl korkutucu olan budur.

                Geçmişinin kansız olduğunu söyleyecek hiçbir toplum ve inanacak hiçbir saf insan olamaz.

            “Sözde” sözcüklerinin ardına sığınarak, tarihi belirsizliğe havale ederek veya yapılanları mazur göstermek için değersiz karşı tezler ileri sürmek anlamsızdır.

                 Resmi tarih vakkanüslerin işidir. Anlattıkları, pembe yalanlarla yüklüdür. Benim için anlamı yoktur,  resmilerin ve anlatıcılarının. Onların yazdıklarının “tarihi araştırmalarla kanıtlanmış” olmasının kıymet-i harbiyesi yoktur.

            Medyatik araçları ve resmi kurumları, ukala temsilcileriyle nasılsa sizin ifadenizin  kitlelere ulaşmadan buharlaşmasını sağlayacaklardır. Zaman karanlık geçmişin hangi çöplüklerde miadını doldurduğunun sayısız örnekleriyle  yüklüdür.

              Hakim devletlerce dünyanın paylaşımının en büyük araçlarından olan uluslar arası resmi örgütlerin geçmişi “soykırım” la mahkum etmelerinin de bir önemi yoktur.

            O mahkumiyet kararları siyasal içerikli olup, bir hesaplaşmadan, bir özürden çok, çıkarsal amaçlara yönelik olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Silahla, kanla ve ölümle inşa ettikleri devletlerinin insani meşrulukları  benim için tartışmalı olan devletlerin ahlaksız ve utanmaz yöneticilerinin gezegenimizde hükümranlıkları ızdırap veriyor.

              Geçmişe yapılan her yolculuk karanlıklara götürür bizi. Korkularımız bizi terk ettiğinde ömürlerimiz tükenmiş olur. Yeni versiyonlarıyla, söylemleriyle gelecek kuşaklar oyalanacak, bu anlamsız, değersiz tartışmalarla. Gözdağıyla, gerçeği değiştirebileceğimiz yanılgısı bizi rahatsız etmeli. Nesnellik bizim dışımızda gerçekleşir. Onu istediğimiz formada dönüştürmeye çalışmamız neyi değiştirir ki!

              Tarih gerçekliğe dayanıyorsa, yaşanmışlıklarda bir gerçekliktir. Bizim anlamsız bütün çırpınışlarımız bu gerçeği değiştirmez. Bugünden farklı olmayan geçmişin dünyasında, sadece ölüm avcılarının kullandığı teknikler ve araçlar değişti.

            Kinler, öfkeler yoğunlaşarak sürüyor. “Öteki” ler ötelendi, aşağılandı.

            Sürgün yollarında acı, hastalık, ayrılık, hasret  “öteki”lerin kaderi oldu.

            Resmi tarihler bu gerçekleri hep sakladı. Bizi aldattı,kandırdı.

            Vakkanüsler bunu gönüllü yaptı. Belleği silinmemiş ve belleklerini yitirmemiş olanlar için geçmiş; teşhir, deşifre edilmesi gereken bir yaşanmışlıktır.

            Unutturulmaya çalışılan veya inkar edilmeye çalışılan geçmiş; bizim mirasımız olarak hatıralarımızı,hikayelerimizi.masallarımızı, efsanelerimizi,destanlarımızı süslerken biz onur duyarken “öteki”lerin güz sancısıdır. Ahh… empati yapıp “öteki”leşsek!

               Tarih, kirli sayfalarla doludur.

            Onu temizleme şansımız yok. Ancak;bugünü ve yarını temiz tutmaya çalışarak geçmişe olan borcumuzun bir kısmını ödemiş olabiliriz.