Emin SALMAN


Sevgiliye  Mektup-1

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


 Mektup yazmak benim için çok zor. Yıllar oldu yazmayalı.Uzun bir aradan sonra ilk senin için mektup yazmaya çalışacağım.Ne kadar beceririm onu da bilemiyorum.Bu mektup duygularımın sesi olmakla birlikte, seninle  uzun   ayrılıktan sonra bir iç dökme ,bir dertleşme  belki de itiraf mektubu olacak.Sana yazmak,seni yazmak olacak.Veya başka bir çok konuyu da kapsayacak.Seninle birlikte yazılacak.
            Çok uzun yıllar oldu. Bir an kadar kısa, bir sonsuzluk kadar uzun bir zaman.Hayatımızda neler oldu, neler yaşadık bilinmezlik kuyularında… O, kuyu derin ve karanlık veya aydınlık ve ferah mı orası da bilinmezlik.. Ancak, seni gördüğümde yüreğimin bir taraflarına gizlenmiş, küçücükte olsa biri izi kalmış olmalı ki hatıralarda saklı zaman tüneline sürüklendim. Hayalin canlandı gözlerimin önünde. Bir film şeridi gibi geçti,ardından baka kaldım hüzünlü yüreğimle.Belki de hüzünlü olan sadece benim yüreğim değildi.Çünkü senin yüreğinin  nerelere aktığını,neler yaşadığını bilemiyordum.
          Nerdeydin, diye sorma.                                                                                                                   
          Hep, her zaman bir yerlerdeyiz. Birbirimize çok yakınken, görünmez uzaklardayız. Belki de hayatlarımızla, başka hayatlarla çok meşgulduk. Birbirimizin hayatları unutulmuş, kilitli sandıklarımızın kuytu bir köşesindeydi.Bir tesadüf,bir rastlantı  saklı sandıklara bizi sürükler diye bekledik.Bilemiyorum.Bildiğim bir şey varsa ; o  da iz bırakan bir bakış,bir ses,bir gülümseme bir  tatlı sözcük yıllar sonra da olsa ortaya çıkıveriyor.Hatıralarda  kalan bir resmin olmasa da hayalin bütün resimlerden daha canlı yanı başımda, karşımda gibi.. Sanki sesini duyuyor, nefesini hissediyor, gülümsemeni görüyor, bakışlarınla  benimlesin….Lisedeki cıvıl cıvıl görüntün, ele avuca sığmaz hareketliliğin…Ardında gizlenen hüznün…Sana ulaşıp ulaşmadığından emin olamadığım utangaç bakışlarım gözlerimin önünden kayıp geçti.Ulaşamamanın  verdiği ıstırabı sana sözcüklerle ifade edemeyişim…Yıllar sonra ilk gördüğümde,sesini ilk duyduğumda aynı  biçimde sarsıldım. Aynı mahçubiyetle, aynı utangaç   ifadeyle, aynı duruşla….Sözcükler boğazıma gelip gitti,kararla kararsızlık arası,düğümlendi demeyim de ,sanki yeniden kaybetme korkusu,endişesiyle irkildim.Bu irkilmenin yarattığı boşluk,sessizlik,ulaşamama endişesi…   Uzun yılların verdiği boşluk. Zamanın yarattığı, giderilmesi geri getirilmesi olanaksız yalnızlığın boşluğu.  Hayalini kurduğumuz ancak hiçbir zaman sahip olamadığımız hayatın peşinden sürüklendik. Biz zamanı eskittikçe, zamanda bizi tüketti. Göz açıp kapayıncaya kadar geçiveriyor ömür.                             
        Bakışlarındaki sitemi, kaybolan yılların ardından nerden, neden çıktın dediğini görür gibiyim. Haklı olabilirsin.                                                                                                                                                                                   
          Biz insanları bilirsin;her durumda çaresizliğimize,eksiklerimize,yanlışlarımıza…mazeretlerimiz vardır.Hayat bizi bir yerlere sürüklerken  peşinden,takılıp gittik.Unutulur sandıklarımız bir gün aniden çıkıverince karşımıza şaşkınlıkla karışık bir sevinç,bir hüzün duyarız.Duygu karmaşası…. Sarsılma… O sarsılmanın yarattığı ve yaratacağı yoğunlaşma. Belki de unutulmanın, belki de kaçırdığımız trenin ardından yetişememenin  hayal kırıklığı.                                                                                                                      
           Hayat bir kırılmadır. O kırılmalar anlık tesadüflerle bir yerlere sürüklenebilir. Nereye sürükleneceğimizi bilmeden peşinden takılıp gideriz veya gitmeye mecbur bırakılırız. Sonuçları bazen geleceğimizi karartsa da gitmek zorunda kalırız.  Çünkü,bizim sandığımız hayat aslında hiçbir zaman  bizim değildir.O hayata  o kadar çok müdahil var ki!...                                       
             Duygularım ve düşüncelerim bazen çok karışıyor. Beyinle  yürek arasına sıkışıp kalıyorum.Ne olur anlayışlı ol.Seni uzun hüzünlü ayrılıkların sonunda  yeni  bulmuşken hiç olmasa kendimi ifade etmeme izin ver.Biliyorum anlayışlı davranacaksın.Yine de senden alacağım iznin beni rahatlatacağını bilmelisin.
         Seslerin ve sözcüklerin büyüleyiciliğine inanırım.Sesler yalın,saf oluşuyla beni sana sürüklerken,sözler sözcüklere dönüşüyor yazıyla armonik bir ritm kazanıyor ve ebedileşiyor.Yalan söylemez sesler ve sözler.Hele bir de bakışlar eşlik ederse seslere,sözlere sahiciliği bir başka anlam kazanır.Sözlere döktüğüm her an,anım  yazının güzelliğiyle sana ulaştıkça mutluluğum artıyor.Sende huzur buluyor sözlerim.
       Bozkırın ortasında yükselen kendini süsleyen  çiçeklerden adını alan dağın eteklerindeki küçük kasabada ilk seni tanımıştım.Gençlik günlerinin hareketliliği içerisindeki mahzun bakışlarına takılı kalırdı gözlerim.Okuduğumuz lise de sabahları gelişimde gözlerim ilk seni arar dururdu.Sen benim arayışlarımdan uzak ,habersizce neşeyle karışık muzipliklerinle  etrafını aydınlatırdın.Veya bana öyle gelirdi.Ulaşılmaz mıydın,ben mi ulaşamıyordum bilemiyorum.Günümü süsler,enerjinle güç katardın.Sınıfta ,aramız bir nefes kadar yakınken  çok uzaklardaydın.Kendine ait dünyanda bana yer yoktu.Bunda birazda benim kabahatim vardı diye itiraf etsem ,sanırım anlaşılırım.Yıllar sonra seninle karşılaştıktan  sonra itiraflarda bulunmak,ruhumun ve yüreğimin derinliklerinde gizlenmiş, küllenmiş o yaradan kurtulmak istiyorum.O yaranın ilacı sende gizli…
        Ben yaralarımın sızısını yazarak dindirmeye çalışıyorum.Sızıyı azaltmaya çalıştıkça derinlerdeki yaranın hüznüyle karşılaşıyorum.Senin yaralarının benden daha derin olduğunu karşılaştıktan sonra öğrenince ,üzüntüyle karışık bir duygu karmaşası yaşadım.Bu karmaşa sarsılmanın ötesindeydi.Tarifi biraz zor…                                                                                                                                                                           
         Hayatın ağır yüküyle sırtlandığımız yolculukta bir eksiklik olduğunu çok sonraları fark ederiz.Hayat tecrübesi denen şey bu olmalı.Ancak zaman tüneline girip geri getirme şansımız hiç yok,bu da bizim çaresizliğimizdir.Katlanmak zorunda kalırız,yaşadığımız anlamsızlığa yine bize ait olmayan hayatımız için.Ne acı değil mi?..Hep başkaları için hayatı yaşamak..Bunları sana anlatıyorum.Biliyorum sende benden farksız değilsin.Ancak yüreğine kilitlediğin ve hiçbir zaman açamadığın,kimselerle paylaşma cesareti gösteremediğin ışığın sönmesini de istemedin..O ışık senin ilhamın,yaşam sevincin,yaşama tutunma direncin oldu.Ama,hep bekledin bazen sabırla,bazen sabırsızlıkla…Huzura ereceğini hep ümit ettin.Işığı yakaladın mı bilmiyorum,onu da senin cevabında göreceğiz.
      Mektubumu  şimdilik sonlandırırken senden gelecek cevabı sabırsızlıkla,özlemle bekleyeceğim.Sevgilerimle..

SALMAN