Mustafa Teke
25.02.2021 22:05:19
Kafana,eline,kalemine sağlık

Özcan şimşek
4.03.2021 22:53:30
Zaman algısı çok farklı. Hayatın her anını dolu dolu yaşamak gerekiyor. Elinize sağlık teşekkür ediyorum.


Vahit Doğan


“SAKLI KALAN YAZILAR”  FALİH RIFKI’NIN MEŞHUR “NE YAPIYORSUNUZ?”  SUALİNE DAİR… 

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


Az yaşadığımızdan şikâyet edeceğim: Senelerin adedi noktasından değil, hadiselerin kesafeti noktasından… Ömrümüz bir asırlık olsa bile, kasabaya dört saat ötede doğup sakal ağartmasına rağmen, kasabayı görmemiş köylülere benziyoruz. Nabzımız ağır atıyor:
Sorarım size: 
--- Şu yirmidört saat içinde ne yaptınız?
Kendi kendinize hesap veriniz. Nefsinizden memnun kaldınızsa tebrike layıksınız.
Fakat öyle sanırım ki, bir çok hemşeriler, değil şu bir gün, bir hafta, bir ay, bir yıl, on yıl, bütün bir ömür içinde “ne yaptıklarını” Münkir ile Nekir’e iftiharla hikâye edebilmek imkânını bulamayacaklardır.  
Değirmen beygiri gibi dönmek… Değirmen beygiri gibi dinlemek… İnsanlık bu mu?..
İnsanlık galiba, nefsine arasıra böyle itaplarda bulunmalı. Yapacağı tenkitlerin bir aksülâmeli doğarsa ne mutlu… 
Vaktile bir kere, Falih Rıfkı Atay bana:
--- Ne yapıyorsun? demişti.
--- Mersi, iyiyim… Siz nasılsınız? cevabını vermiştim.
--- Hayır, keyfinin nasıl olduğunu sormadım. Hayatta ne yapıyorsun?  Ne gibi bir eser hazırlıyorsun? 
Cidden mahcup mevkie düşmüştüm.
Acaba böyle bir sualle karşılaşıp yüzü kızarmıyacaklarımız kaç kişi? Kaç bahtiyar? Eli hürmetle öpülecek kaç mübarek zat? 
Günlerini boşuna geçirmek, nebat gibi yaşamak, hayatı sade idari, iktisadi ve zirai faaliyetten ibaret olmak… Yürekler acısı..
Fakat yalnız fertler değil, cemiyetler de aynı suretle tenkit edilebilir ve intibaha sevkolunabilir kanaatindeyim. Eskiden “taziyanei teşvik” diye bir tabirleri vardı. “Uyandırıcı bir kamçı darbesi” mânâsına… Bazı ilaçlar kanın damarlarda çabuk dönmesini icabettirir. Bazı sözler de zihinde öyle bir kımıldanış yaratabilir. Falih Rıfkı’nınki de o kabildir.
(Bu yazı 1942 yılında Akşam Gazetesinde Vâlâ Nureddin’in köşesinde yayınlanmıştır.)   
****  
Saklı Kalan Şiirler Köşemizin bu haftaki misafiri bir şiir çevirisi. Şiirin çevirisi olur mu peki? Çeviren kişi yalnızca kelimeleri değil, ruhunu da şiire verirse olur. Tıpkı Cevat Çapan’ın Carl Sandburg’dan yaptığı 1951 yılına ait aşağıdaki şiirde olduğu gibi.
DUVARCININ AŞKI
Kendimi öldürmeyi düşündüm
Ben sade bir duvarcı
Sen ise
Eczanesi olan adama âşık
Bir kadınsın diye
Artık eskisi gibi düşünmüyorum
Tuğlaları, eskisinden daha düzgün diziyorum
Elimde mala, öğleden sonraları
Daha yavaş sesle şarkı söylüyorum
Hele gözüme güneş gelip de 
Altımdaki merdiven titreyince
Üstelik harç tahtalarını da
Yanlış yere korsam
Bil ki seni düşünüyorum