Özcan şimşek
24.01.2021 09:04:01
Teşekkürler. Güzel bir yazı okudum.

Gülin
24.01.2021 13:48:24
Vahit arkadaşım, yıllanmıs güzellikleri ortaya çıkarman ne hoş.....Arşivine sağlık.....Tesekkurler....


Vahit Doğan


“Saklı Kalan Hikayeler”

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


“Münasebetsiz Mehmet Efendi diye bir adamın şöhreti Sultan Mahmud’un kulağına kadar gitmiş: 
--- Kimdir bu adam? Diye sormuş.
---Alelâde, kendi halinde bir adamdır efendim! Demişler.
---Neden münasebetsiz Mehmet Efendi diye ad takmışlar?
--- Vallaha bilmiyoruz efendim…
---Getirin şu adamı da göreyim; demiş.
Adamı tutup huzura salıvermişler. Tabii süklüm püklüm, korkak, ürkek huzurda… Sultan Mahmud sormuş:
---Size münasebetsiz Mehmet Efendi derlermiş, doğru mu?
--- Evet efendim. Öyle derler.
---Neden?
---Vallaha bilmiyorum efendim…
Susmuş… Padişah da susmuş… İkisi de susmuş… Sultan Mahmud sinirli adam:
---Konuşsana! Diye çıkışmış… 
Adam da:
---Peki efendim… dedikten ve bir iki yutkunduktan sonra:
---Efendimiz zurna çalar mısınız? Deyince padişah içerlemiş:
---Hayır, çalmam.
---Bendeniz de çalmam, pederim merhum da çalmazdı. Deyince; padişah da dayanamamış:
---Ne olacak çalmazsa… Neden söylüyorsun?
---Efendimiz konuş dediniz de! Lâf olsun diye…
---Anladım sana neden öyle dendiğini, diye adamı savmış.”
** 
"Bir cılız ayrık kökü koca çayırın bir köşesine sığınmış ve çayıra:
---Ama sultanım! Bana şuracıkta bir karış yer ihsan eyle! Barınayım. Yerim yurdum yok! Diye yalvarmış.
Çayır, gözün alabildiği kadar geniş, gönlü de gani.
---Peki öyle olsun! Demiş… 
İki, üç sene sonra çayırda ayrık kökünden başka ot bitmez olmuş. Bu sefer çayır ayrık köküne:
---Yahu! Sen iki, üç yıl önce benden bir karış yer istedin, yalvardın. Ben de müsaade ettimdi. Şimdi bütün çayırı işgal ettin! Başkalarına yer bırakmadın! Nedir bu hal? Deyince ayrık kökü gözlerini süzerek:
--- Ben yerimden memnunum. İşine gelmeyen çıksın gitsin! Cevabını vermiş.
Çok çayırların ayrık otundan kurtulamayışının sebebi budur.”
** 
“Eğer Viktor hugo doğru yazmışsa Fransa Kralı Onbirinci Lui’nin birkaç senede ancak bir defa yıkandığını öğreniyoruz. Çünkü onun bir fıçı içinde hekim tarafından yıkandığını gösteren kısımda diyor ki:
--- O kadar sert olma; derimi yüzeceksin!
--- Haşmetmeap, ne yapayım ki iyi temizlenmeniz için başka çare yoktur.
---Fakat canım acıyor!
--- Bunun çaresi var amma bilmem ki kabul eder misiniz?
--- Nedir?
--- Daha sık yıkanmalısınız.
---Meselâ ne kadar?
--- Hiç olmazsa senede iki defa…”