Özcan şimşek
13.03.2020 13:32:46
Okurken müthiş keyif aldım. Teşekkürler...


Vahit Doğan


“PERSPEKTİF” 

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


    Belediye otobüsünde üç yolcu var. Üçü de birbirinden habersiz. Birinci yolcu bir erkek.. Otobüse biner binmez saygısız ve terbiyesizce ayakkabısını uzatarak karşısındaki boş koltuğu kirletiyor. 
     İkinci yolcu; yerlerin çamur olduğu bugünde otobüse binen genç bir kız. Otobüse binmeden önce, otobüs çamur olmasın diye ayağını temizleyip boş koltuğa oturuyor. Onun bu davranışını görünce 2014 yılında Soma’daki maden faciasında yaralı olarak kurtarılan bir işçinin ambulansa bindirilirken “Çizmelerimi çıkarayım mı? Sedye kirlenmesin” demesi aklıma geldi. 
     Üçüncü yolcu da tanıdığım bir kişi: Emel abla.  Çalıştığı işyerinin öğle paydosunda ara sıra çocuklarını görmek için otobüse binerek evine varıyor. Evine gittikten yaklaşık yarım saat sonra tekrar otobüse binmek için durağa gidiyor. Otobüs kartını okuttuğu sırada kart okuyucu cihazdan “aktarma” sesi geliyor. Ancak şoföre; aktarma yapmadığını, evine gidip geldiğini, bu yüzden de bilet bedelini ödemek istediğini söylüyor. Ancak şoför buna gerek olmadığını ifade ediyor.  
    Bu üç olay da çok basit hikâyeler gibi geliyor değil mi? Evet, basit, küçük, sıradan olaylar bunlar. Ama hayat, çoğu zaman küçük hikâyelerde gizlidir.  
     Küçücük bir zaman diliminde verdiğimiz refleks karakterimizin yansıması olabilir. Bazen bir yanlış karar tüm doğruları götürebilir.  
    Hayat, çoğu zaman karikatür gibidir; bir anlık görüntü, bir çizim bir bütün hakkında en önemli fikri verir. Hayat bazen de şiir gibidir; görüntüyü değil, insan ruhunu anlamak önemlidir. 
     Ortaokul 2. sınıfta okurken Resim dersimize kısa bir süreliğine Trabzonlu olarak aklımda kalan Mehmet Deniz isimli öğretmenimiz girmişti. Dersin birinde konu “Perspektif”ti. Perspektifi bize şöyle bir örnekle anlatmıştı: “Tren raylarını çizelim. En uzak mesafedeki rayın bile avuçlarımızın içindeymiş gibi yakınlaştığını görürüz. Yani nesneleri göründükleri gibi çizersin ancak sana hiçbir zaman yakın değildir.” demişti.  

/resimler/2020-2/27/65343580065653.jpg


     Hayatı perspektife benzetirim, en yakın hissettiğin insan çok uzaktadır aslında, uzaktaki ise hep yanındadır sanki… 
     ** 
Bu haftaki Saklı Kalan Şiirler köşemizde iki şiirimiz var. İlk şiir 1955 yılından, Müzehher Akşit imzalı…
İNSAN BU… 
Aklı var,
Mantığı var,
İradesi var,
Ama, insan bu;
Gözleri kamaşır,
Ayakları dolaşır,
Ölür,
 Öldürür,
Yanar,
Yakar,
Düşer,
Kalkar…
Dışında dünya,
İçinde şeytan var.
** 
İkinci şiirimiz kendisiyle ‘Semaver’ isimli hikâyesi sayesinde ilk kez tanıştığım Sait Faik’e ait.
Ah bu insan yüzleri !
Her şeyimizi bağladığımız 
durmadan yanıldığımız, 
istediğimiz kadar bol hasletler, âdilikler, iyilikler, kötülükler, delilikler, akıllıklar, sevdalar yüklediğimiz insan yüzleri ! 
Yanılsak da zararı yok ! ...
Bu yüze olmazsa ötekine yükleriz saydıklarımızı.
Yanılmamız muayyen bir insan içindir; insanlar için değil.