Özcan şimşek
8.10.2020 22:10:01
İlginç ve keyifle okuduğum bir yazı oldu. Kıskançlık ve hasetlik hiç haz etmediğim duygulardır. Güzel bir yazı dizisi. Teşekkür ederim.

Gülin
20.12.2020 19:55:24
Kişisel bilinç farkindaliği ....Güzel bir bakış açisı....Tebrikler....


Vahit Doğan


'Neden'

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


      “Karıncalara dikkat ediniz, onlar giderlerken boştur fakat, dönerken yüklüdürler. Hâlbuki, hakikat karşısındaki insanların çoğu sırtları kadar da başıboş gider gelirler. Arı küçük bir hayvandır. Fakat çiçeklerin hangisinde bal olduğunu pek iyi bilir. Eşyada ve âlemde saklı olan hangi hakikati yakalayabildin? Anlaşılıyor ki, pek çoklarının beyni, yalnız seyretmek için yaratılmışa benziyor…” [Cemil Sena]

      Canlılar içinde “en mükemmel olarak yaratılmış olan varlık: insan”  neden çoğunlukla küçücük bir karınca kadar olamaz?

     Diğer yaratıklar; kuşlar, böcekler, bitkiler yani tabiat âlemi bir akışa göre çizgi şeklinde giderken hayatta, insan, neden hep akışın çizgisini bozmakla meşguldür?

     Neden hep çabuk vazgeçer, çabuk pes eder, bazen fazla hırslanır, çoğu zaman da öfkesine yenilir?

     Neden içi çoğunlukla haset doludur, ömrü hep kıskançlıkla geçer?

     Neden hep sahiplik hissiyle yaşar? İlla adına kayıtlı bir şeyler olacak ki, sanki bu ona sonsuz mutluluk getirecek?

     Neden hep ruhuna hitap etmeyen nesnenin peşinden gider? Marketten şişelenmiş temiz sandığı suyu içer de; ruhunu,  kalbini karartan konforlu bir ortamdaki çöplüğün içinde yaşar?

     Kan emici bir sistem olan kapitalizmin gönüllü kölesi olmak için neden banka kuyruklarında bekler?

     Müşteri temsilcileri neden hep meşguldür?

         ***

     Bundan yaklaşık yüz yıl önce bir Fransız gazetecisi, Afrika’nın ortasında “Pigme” adı verilen dünyanın en küçük boylu insanlarının yaşadığı yerde (en uzununun boyu bir metredir) o insanlardan tuttuğu notlar:

      --- Deniz aygırına, timsaha ve yılana dikkat et.

      --- Beyaz adamdan uzakta avlan!

      --- Gizli yaşa!

      --- İhtiyacından fazla şeye sahip olmak için hırsını tahrik etme!

      --- Çalınır korkusu ile mal biriktirme!

       --- Ay ayazında dans etme!

       --- Eğer yemeyen, içmeyen ve uyumayan birine rastlarsan hemen kaç; yani böyle bir adam hastadır, hastadan kaçmalı.

       *****

Bu haftaki Saklı Kalan Şiirler köşemizde iki şiirimiz var. İlk şiirimiz 1938 yılına ait, şair Feridun Fazıl Tülbentçi.

HAYAT

Karanlık sarınca etrafımı

       Dünyamı atamıyorum

Evimi, dolabımı, rafımı

       Kimseye satamıyorum.

 

Kapalı odada düşüncesiz

       Uzanıp yatamıyorum

 

Bütün günlerim geçiyor sessiz

       Hayatı tadamıyorum.

 

Ömrüm tükeniyor, bitiyor neden

       Sana anlatamıyorum.

 

Ah, ne yapayım, kâinata kendimden

       Bir şeycik katamıyorum.

          ***

İkinci şiirimiz çok eski değil, 2002 yılına ait, şair Haldun İplikçioğlu.

BİNA

İçimde bir yerlerde

duvarları neden bilmem

bir bina yapıyorum durmadan

Önce her şeyi her yere yerleştiriyorum

sonra bir şey arıyorum her yerde

Ben farkında olmadan sakın

içimde bir yerlerde mi hep yaşıyorum?