Muhammed Emin Hekimhan


Miguel De Unamuno

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı



MİGUEL DE UNAMUNO, (29 Eylül 1864, Bilbao-31 Aralık 1936, Salamanca) İspanyol düşünür, yazar. 98 kuşağının önde gelen temsilcilerinden Unamuno roman, deneme, oyun ve şiir türünde eserler vermiştir. Hem monarşiye hem de faşizme karşı durmuştur. Salamanca Üniversitesi'nde üç kez rektörlük görevine getirilmiştir. Diktatör Franco tarafından rektörlükten uzaklaştırıldığı 1936 senesinin son gününde ev hapsinde ölmüştür.
Miguel de Unamuno (1864-1936) İspanya’nın Dostoyevskisi denilen yazar. Yazarın, Sis, Aziz Manuel, Çırpınış ve Tula Teyze gibi kitapları Türkçe olarak yayınlanmıştır.
Satranc Ustası Don Sandalionun Romanı – isimli kitabından yaptığım alıntılar:
Dünyanın en aptal adamı hiç aptalca bir laf etmeden ve hiçbir aptallık yapmadan ölen adamdır.
İnsanların aptallıklarının bulaşmasından korunmak için yalnız olmak istiyorum.
Ve insanlardan, aptallıklarından, aptal uygarlıklarından kaçmaya çalışmanın boşuna olduğunu düşünüyordum, insan olmaya devam edecektim, düşündüğümden daha çok insan olacaktım ve onlarsız yaşamayacaktım...
.. basitlik mutluluğunu düşünmeye başladım.
Düşündüm de aslında nasıl onun için ben yoksam, benim için de o yok.
‘Bir insanın bulabileceği her şey olmuştur, olabilir ya da olacaktır.”
Yalnız olan herkes, ne kadar özgür olursa olsun bir tutsak, bir tutukludur.
Aptallık kendisine gülmeye başladığında aptallık olmaktan çıkar.
“Neysen o ol!” Pindaros.
‘İnsan “bir gölgenin düşüdür.’ - Pindaros.
Bu kadar budalanın içinde deli olmamak için onlardan daha aptal olmak gerekir.
Öğüt mü? Ben, öğüt? Hayır, kimseye verecek öğüdüm yok benim.
Nasıl bir şeylerin umudu varsa, gelecek şeylerin de anıları vardır ve nostaljidir bu.
Romancı ol o halde, böylece başkalarından roman istemezsin. Kesinlikle roman okunması gerektiğini söyleyen Blasco İbanez ne derse desin, bir romancı başkasının romanlarını okumaz.
Ayrıca şu da bilinir ki her tarihsel ya da romanesk yaşamöyküsü -bu durumda ikisi de aynı şeydir- özyaşamöyküseldir, sözde başkasını anlatan her yazar aslında kendisini ve kendisinden, gerçek kendisinden çok farklı olduğunu sandığı kendisini anlatır. En büyük tarihçiler romancılardır, tarihlerinde, uydurdukları tarihlerinde kendilerini olabildiğince çok anlatanlar...
Öte yandan her özyaşamöyküsü kesinlikle romandan başka bir şey değildir.
Her şair, her yaratıcı, her romancı, kahramanlar yaratırken kendisini yaratır ve eğer bunlar ölü doğarlarsa kendisi de ölü yaşıyor demektir. Her şair, Yüce Şair, Ebedi Şair şiirselleştirirken kendi kendini Şiirinde, Kutsal Roman’ında yaratmaktan başka bir şey yapmaz.