Zeynep Nur KÜÇÜK


Küçük Esnafa Cansuyu

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


Elimdeki poşetlere bakarak caddede hızlı adımlarla ilerliyordum. Kafamda alınacakların listesini tek tek sıralıyordum. Çocukların siparişlerini almıştım geriye sadece marketten alınacak yumurta, peynir, zeytin kalmıştı. Onu da ilerideki büyük marketten almayı planlıyordum. Bu pandemi döneminde kalabalık ortamlara girmemeye dikkat ediyor, temel ihtiyaçları alıp bir an önce evin yolunu tutuyordum.
Köşedeki küçük şarküterinin yanından döndüm. Gözüm dükkânın kenarına sinmiş, buruşuk gazete parçasının üzerindeki peynir parçalarını yemekte olan kediciğe takıldı. Karnı çok acıkmıştı anlaşılan, yanından gelip geçenlerin farkında bile değildi.
Adımlarım yavaşladı ve ayaklarım firen pedalına basmış gibi durdu. Gözlerim sevimli kedicikte yönümü geldiğim istikamete doğru döndüm. Az önce önünden geçtiğim küçük şarküteriye girdim. Beni gören esnaf abinin yüzünde gülücükler açtı. Listemde yazılı olan gıdaları sıraladım. 
Esnaf abi sanki kırk yıllık ahbapmışız gibi candan davranıyordu. Bir yandan peyniri tartıp, paketlerken diğer yanda da içini döküyordu. Bu pandemi döneminde işlerin durgunluğundan, hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması olduğu için dükkânların da kapalı olduğundan bahsetti.  Zeytini tartarken derin bir iç çekti. Konuşmaları samimiydi, küçük esnafın çektiği sıkıntıları, yüzündeki derin çizgiler açıkça ifade ediyordu. Beş dakikanın içinde dükkân kiralarının, vergilerin yüksekliğinden; fiyatların sürekli değiştiğinden, halkın eski alım gücü kalmadığı için büyük marketlerdeki düşük gramajlı paketlere yöneldiğinden bahsetti. 
Yumurta kolisinin olduğu poşeti bana uzatırken: “Abla dikkat et de kırma!” diye tembihlemeyi de unutmadı.  Aldıklarımın parasını  “Allah bereket versin.” diyerek aldı. Param çıkışmadığı için paranın küsuratını da “Olsun abla, önemli değil, bozuğun yoksa kalsın.” diyerek almadı. Sonra da misafirini uğurlar gibi kapıya kadar geçirdi. 
Dükkânın yan tarafındaki kedicik peyniri bitirmiş, gitmişti. Yüzümde bir tebessüm, içimde bir huzur eve doğru ilerlerken küçük dükkânların camlarına şimdi dikkatle bakıyordum. Bakkal, manav, kasap… Dükkân giderlerini ödeyip, ekmeğini kazanmanın derdinde olan küçük esnaf; bu gün sizi daha iyi anlamıştım.
 En çok da bu dönemde sizlere destek verilmeliydi. Bizler üzerimize düşen görevi yapalım, küçük damlacıklarla da olsa esnafımıza cansuyu verelim. Bundan sonra alışverişlerimizi küçük esnaftan yaparak, onların hayatta kalabilmesi sağlayalım. Bu zor günleri el ele vererek hep birlikte atlatalım.
Ya toprak ol 
Ya da su
Sakın ateş olma