Nurbegum Cansızoğlu
15.07.2020 19:53:43
Hatice hanım gerçekten güzel tespitler yapmışsınız

Damla Ceylan
16.07.2020 10:48:11
Çok güzel bir yazı olmuş.Çok teşekkürler

Yağız Karahan
16.07.2020 11:27:39
Ülkeleri fakirleştirme adımı bir yana ben bunu bir insan kavramını yavaş yavaş yok etme adımı olarak görüyorum. Güzel değinmişsiniz piyadayalar açısından bu süreçte neler yaşandığına dair. Bu kıymetli yazınızda yola çıkarak yine elinde az da olsa parası olan kıymetli madene yönelsinler. Mesela kuyumcudan gram altın alarak en azından orta vadeli düşünsünler. Veyahut hiç yapmazlarsa BES(bireysel emeklilik) sistemine en alt taban fiyattan cüzi bir yatırım ile yine altın fonu ile başlayabilirler. Bu konuda sizin güzel görüşleriniz var. Danışabilirler diye düşündüm. Teşekkürler.


Hatice Şimşek


Koronavirüsün Ekonomik Etkisi Nasıl Başladı?

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


Ülkemizi ve dünyayı sosyal ve ekonomik anlamda tamamen hazırlıksız yakalayan koronavirüs, tedarik zincirlerini kırarak, yani ürün veya hizmetin üretiminden itibaren, son kullanıcıya ulaşmasına kadar olan aşamasında kullanılan lojistik, hammadde, kaynak, teknoloji ve insan faktörünü barındırdığı ağda kesintiye uğramasına neden olmuştur. Koronavirüsün, Türkiye de dahil olmak üzere tüm dünyaya en çok hammadde ve ürün tedariği sağlayan Çin’de ortaya çıkması ile üretimin durması ve azalması sonucu, ürününü Çin’den temin eden firmaların, tedarik sıkıntısı nedeniyle sorun, küresel boyutta ciddiyetini göstermiştir. Virüs nedeniyle hayatını kaybeden veya virüs bulaşan ve tedavi altına alınan hasta sayısı arttıkça ülke olarak sorunun önüne geçmek için bir taraftan hastane yapımı diğer taraftan yayılmanın azalması için çalışan Çin halkı ve işçiler, çalışmaya ara vermiş ya da azaltmıştır. Bu nedenle ülkede üretim durma noktasına gelmiştir. Bunun gibi üretim yapan diğer ülkeler de aynı sorunla karşı karşıya kalmışlardır. Hızlıca, üretim yapan ve bunları en az Çin kadar çok sayıda ülkeye ihraç eden diğer ülkelere de seyahat yoluyla yayılan virüs, 2019 Aralık ayından bu yana hem can almaya devam etmiş hem de ekonominin darbe almasına neden olmuştur. Üretemeyen, satamayan, çalışmayan ve bu nedenle para kazanamayan, kazanamadığı için harcayamayan toplum piyasaya hareketsizlik kazandırmıştır. 6 aylık süreçte zamanla meydana gelen ekonomideki bu durağanlık, resesyon dediğimiz yani reel gelir, endüstriyel üretim, toptan ve perakende sektöründeki ticari veriler ve istihdamın azalması sürecini beraberinde getirmiştir. 
Normalleşme Süreci Nasıl Gündeme Geldi?
Ekonomik anlamda yaşanan resesyon haline bir an önce dur demek, piyasaların işlerliğini kazandırmak ve ekonomik çöküş yaşamamak amacıyla çözümcü politikalar geliştirmek için ‘’normalleşme süreci’’ gündeme alınmıştır. Bu normalleşme süreci kavramı ile ekonominin canlanması hedeflenmiş, virüs ve olası riskleri ile mücadele ederken bir taraftan da onarım ve toparlanma işlemlerine zemin oluşturulmuştur. Virüsle yaşamayı öğrenmeye adım atmak da diyebileceğimiz bu kavram gelecekte yaşayabileceğimiz başka sorunlarda yol gösterici olacak, dayanıklılığımızı, direncimizi artıracaktır. 
Normalleşme Sürecinin Ekonomiye Etkileri 
Salgının yarattığı can kayıpları ve vaka sayılarının kısmi olarak azalması ve kontrol edilebilir seviyeye gelmesiyle birlikte hayatımıza mayıs ayından itibaren dahil olup, belli miktarda serbestliği barındıran normalleşme süreci kapsamında sokağa çıkan üreticiler ticari faaliyetlerine, evde web üzerinden alım yapan tüketiciler buna ilave olarak gıda ve temizlik ihtiyaçlarıyla birlikte diğer sektörlerde dışarda alışveriş yapmaya kaldığı yerden devam etmeye başlamıştır. Tamamen eski normale dönülemeyecek gerçeğini gözler önüne süren bu normalleşme süreci boyunca kafe ve restoranlar, alışveriş merkezleri, kuaförler, berberler ve güzellik salonları, mağazalar, oteller, otobüsler gibi çoğu yerler hizmet sağladıkları kişi sayısını bulaş riskinden dolayı azaltmıştır. İçeriye giren müşteri sayısının azalması sonucu satış rakamları düşmüş, bununla birlikte istihdam edilen personel sayısı da belli sınırda tutulmuştur. Buna rağmen daha birkaç ay öncesine kadar işyerini hiç açamayan firma sahibi kısmi de olsa nefes alma, tekrar ticari hayatına dönme açısından oldukça kıymetli bir dönemi başlatmıştır. Tedbiri elden bırakmadan çalışmaya devam etmek aslında tam olarak normalleşme süreci mantığının temelini teşkil etmektedir. Tüketici mal ve hizmet alımı için tercih ettiği firmanın, mağazanın ya da marketin hijyene önem vermesinden, maske ve eldiven kullanımına kadar aldığı tüm önlemlere göre alışverişini yapmaktadır. Tam da bu noktada önlem almanın bilincinde olan, salgını ciddiye alan ve kendi gibi müşterisini de korumayı hedefleyen firmalar öne çıkacak, daha çok tercih edilecektir. Dolayısıyla bu şartları sağlayan firmalar normalleşme sürecini başarı ile atlatacaktır. Salgını bir sosyal ve ekonomik kriz süreci olarak değerlendirirsek, bu krizden önlem alarak ve işini salgınla mücadele etmeye uygun şekilde uyumlaştıran krizden başarıyla çıkacaktır. 
Dünya her geçen gün farklı krizleri yaşamakta ve zarar görmektedir. Bunlar sağlık, ekonomik, dini ya da siyasi olarak değişik zamanlarda değişik boyutlarda karşımıza çıkmaktadır. İhtimal dahilinde olabilecek riskleri öngörmek, tedbir almak, bu yönde zaman kaybetmeden çalışmak ve entegre olmak, bireyden kuruma her kitlenin yol haritası olacaktır.  
Normalleşme süreci ile sağlanan serbestlikler, sadece kamu bankaları tarafından sağlanan devlet destekli uygun faizli konut, taşıt, tatil ve ihtiyaç kredilerinin etkisi ile ülkede ekonomi canlanmış, piyasalar nefes almaya başlamıştır. 
Resesyon dönemi ile artan ev fiyatları ve kira gelirleri özellikle şu dönemde tüketiciyi uygun faizli konut kredisi kullanarak konut almaya yönlendirmiştir. Bunun yansıması olarak piyasada nakit para döngüsü sağlanmıştır. Tüik verilerine göre ülke genelinde 2020 mayıs ayında ipotekli konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre %23,9 artış göstermiş toplamda 18.483 konut ipotekli olarak kamu bankaları üzerinden kredi kullanılarak satılmıştır.