İsmail Tufan


Kırkayak Argümanı

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


Kırkayak Argümanı

Prof. Dr. İsmail Tufan

 

Herhalde “kırkayak argümanının” kavramını sosyal bilimlerdeki anlamını biliyorsunuz. Biz yine de bunu ilk defa işitenleri de dikkate alarak anlamını kısaca belirtelim: Bir kırkayak ne yaptığının bilincinde olmadan yürümeye devam edebilir. Hareketleri hakkında doğru bilgilere sahip olsaydı,bu onun bilgiden önceki gibi hareket etmesini engellerdi.

Alışkanlık haline gelen bilgilere dayanan davranışlar, gerçekten yeni bilgilerle değişebilir ve davranış rutinliğini yitirebilir. Bu da bir yavaşlama meydana geldiği duygu ve düşüncesini yaratır. Dolayısıyla yavaşlamak için eski bilgilerde kalarak yola hız kesmeden devam edilebilir. Gerçekten buna inanan sosyal bilimcilere rastlıyoruz.

Kırkayak argümanının doğru olduğunu kabul edersek, o zaman sosyal bilimcilerfaaliyetlerini tanımlayan metodolojik analizlerle uğraşmadan daha etkili çalışacaklardır. Bununla birlikte, aktörler yaptıklarının farkındaysa, en azından uzun vadede faaliyetlerinin daha etkili hale geldiğini göreceklerdir. Gerontolojik uygulamaları da eleştirel olarak analiz etmek istiyorsanız, önce bu uygulamaları bilmeniz gerekir.Bununla birlikte prosedürler genellikle açık değildir.Örneğin, tipik terimlerin tanımladıkları iddia edilir, ancak böyle bir tanıma nasıl gelindiği belirsizdir.

Yaşlanma ve yaşlılık konularının bilimsel yöntemlerle araştırılması ve metodolojisinin açıkça belirtilmesi gerekirken, sadece mevcut nüfus istatistiklerini bir araya toparlayarak bunların yorumlanmalarından ibaret bilgilerle yetinmek, gerontolojik bilgi değildir. Nüfusu yaşlanan ülkemizin ne yaptığını bilmeyen “kırkayaklara” ihtiyacı yoktur. 

Her araştırma başkaları tarafından anlaşılan sonuçlar ortaya koymalıdır. Fakat bir araştırmanın anlaşılması için araştırma raporunu okuyanların da araştırma konusunun yanı sıra, konunun bilimsel ele alınışı üzerine bilgiye ihtiyacı vardır. Ayrıca her araştırmanın eleştirilebilecek pek çok yanı vardır. Önemli olan bilimsel muhakeme ilkeleri ile eleştirilmesidir.

Sık rastlanılan bir başka sorun, keyfi hipotezlerdir. Bunlar genellikle sosyal gerçeklikte karşılığı olmayan birtakım rakamlardan ibaret istatistiklere dayanılarak sınanır. Sosyal koşulların öznel tariflerinin veya bireysel yaşantılar hakkında raporların bir önemi yoktur. Konunun bilimsel yeterlilikle incelenip incelenmediği önemlidir. Bir araştırmanın somut bir konusu ve bunun hakkında metodolojik olarak türetilmiş bir ifade sistemi olmalıdır.Tahmini cevaplarını hipotez olarak ifade etmeli ve geçerli olup olmadıklarını sınamalıdır. Ancak bu tarzla bilimsel yanıtlara erişilebilir.

Türkiye’de genellikle sosyal araştırmacıların değinmedikleri metodolojik yönelim, doğa ve toplum ilişkisini açıklama ihtiyacını, genelleyici ifadelerin kabulüne ilişkin temel düşünceleri yansıtır. Sosyal bilimlerin meta teorisi üzerine eski bir tartışma, doğal vaka ve toplum (sosyal olgu) arasındaki ayrımla ilgilidir.

Günümüzde sosyal bilimlerin ön planındaki bilimsel-teorik konum,eleştirel rasyonalizmin konumudur. Fizik teorileridahil olmak üzere “güvenli bilgi”yoktur. Güvenli oldukları kabul edilen bilgilerin tümü sonradan yanlış oldukları anlaşılabilir. Eleştirel rasyonalizminin çekirdeğini bu görüş oluşturur. Dolayısıyla bilim kendi hatalarının peşindedir. Bunları keşfedip yerlerine yine çürütülebilir yeni bilgileri koymaktadır.

Hakikatin kriteri olmadığı için, onu doğrulamakda mümkün değildir.Hakikate yaklaşılabilir, ama hiçbir zaman erişilemez. Kim hakikati söylediğini iddia ediyorsa ya hakikatin anlamını bilmiyordur ya da hakikati bildiğini zannediyordur ya da yalan söylüyordu.