Numan KURT


Kim Derdi Ki...

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


"Dostum varsa sözümü şiire sayarlar, beni şaire
Dostum var, öyleyse ölebilirim bile!"

H. Ergülen
********************
On yıl önce biri karşıma çıkıp şöyle deseydi bana:
-"Yakın zamanda öğretmen okulundaki dönem arkadaşlarının kara kalemle portrelerini çizeceksin. Onları çizgilerle kağıda aktaracak, onlarla iletişim kuracaksın; göçüp gidenleri de çizgilerde yaşatacaksın."
-"Haydi oradan be! Yakın çevremde yaşayan birkaç arkadaştan başka elli yıla yakın zamandır hiçbirini görmem, bilmem. Kim hayatta kim değil, yaşayanlar neredeler? Seninki de laf mı?"
-"Öyle deme, bilim, teknik koşar adım ilerliyor. Bu sanal ortamda gün gelecek çoğunuz birbirinizi bulacaksınız. Okul yıllarını özlemle anacak, birer dede, babaanne, anneanne olarak tatlı söyleşileriniz olacak. Bırakın sınıftakilerle arkadaşlığınızın tazelenmesini, okuldan hatırladığınız, hatırlamadığınız diğer dönem arkadaşlarınızla da güzel dostluklarınız, paylaşımlarınız oluşacak." İşte bu saydıklarım ve daha pek çok mutluluk olayı gerçekleşti. Bu işe gönül veren arkadaşlarımızın özverili çabalarıyla birkaç buluşmayı gerçekleştirdik. Sevgili arkadaşlarımızdan Öner Pehlivan öncülük etti, başlattı, Ahmet Özbek sürdürüyor buluşma organizasyonlarını. Ben buluşmaları, ziyaretleri severim, nedense büyük mutluluk verir bana. Katıldığım Kırşehir, Antalya ve Dikili buluşmalarının öykülerini, yaşadığım mutlulukları her buluşma sonunda yazdım, o birkaç gün süren özlem gidermelerin öykülerini ayrıntılarıyla yazdım. Dedim ki bir gün kendime," Katıldığın her buluşmanın öyküsünü yazıyorsun, otur bir gün sanal ortamda ulaşabildiğin bütün dönem arkadaşlarının kara kalem resmini yap!"
"Çizmekle biter mi?" demeden bu keyifli uğraşa başladım. Fotoğrafına ulaştığım yetmiş beş arkadaşımı resimledim. Kalemim bu arkadaş portrelerini çizerken ben o arkadaşımla eğer varsa geçmişteki yaşadıklarımı anımsadım. "Kendimi gösterme" duygusundan uzak, zaten böyle bir duyguyu taşıyacağım yaşı da geçtim, yalnız sevgili arkadaşlarıma kavuşmanın mutluluğuyla yazdım, çizdim onları.
***
"Arkadaşlık duygusu belki de aşk duygusunun daha da üzerinde bir duygudur.”
“Eğer arkadaşın uzak bir yere giderse, o uzak yer senin yakınına gelir!”
“Arkadaşlık bir roman gibidir. Yazmak için senelerini verirsin, yakmak için ise bir iki dakika yeterlidir.”
Şu son sözde belirtildiği gibi arkadaşlığı, dostluğu kurabilmek zaman ister; ama yıkmak çok kısa sürer. "Dönem arkadaşlığı" özüyle kurulan, oluşturulan sanal ortam gruplarında arkadaşlarımızın, hele elli yıl sonra birbirlerini bulmuş arkadaşlarımızın "ayrı görüşler" nedeniyle tartışmaları doğaldır. Koyun sürüsü müyüz biz? Elbette ayrı ya da aynı siyasi görüşlerimiz, hayat felsefemiz olacaktır. Bunu yaparken kırıcı, itham edici olmak ne kadar anlamsız. Yetmişinden sonra gençlik yıllarımızın sloganlarını atmakla kimsenin düşüncesini değiştiremeyiz. Bizler yaştaşız, herkesin kendine göre bir birikimi var. Benim haddime düşmez bir arkadaşıma "Şöyle yapın, böyle yapın, yaptığınız doğru değil!" diye uyarıcı pozlarına girmek. Yazdıklarım sadece arkadaşlığımızın, dostluğumuzun bozulmamasıdır. "Bir görüşün, hayat felsefen var mı?" diye sorarsanız ben de şöyle derim. "Ben özünde akılcılığı, bilimden, çağdaşlıktan yana olmayı taşıyan Mustafa Kemal Atatürk yolundayım. Hayat felsefem ise gününü değerlendir, insanları sev, arkadaşlık ilişkini eften püften şeyler için bitirme!" Hayat felsefesini çok daha genişletirim; ama yazı uzar gider.
Çok severim yazımın anlamını uygun şiirleri yazılarıma eklemeyi. Bakın ne diyor Bedri Rahmi Eyüboğlu:
Dostluk dediğin güzel bir kitap
Hava gibi
Su gibi
Ekmek gibi
Vazgeçilmez bir tad
Sonuna kadar dayanmak şart
Dostluk dediğin eşsiz bir kitap
Sevmediğin sayfaları varsa atla
Sayfayı kökünden yırtmak şart mı

Benim de içimden geldi şu dizeler:
OKUL ARKADAŞLARIMA
Okul, dönem, sınıf arkadaşlarıydık
Taşa atıp başımıza altına tuttuğumuz yıllardı
Çoğumuz yatılıydık
Aradan elli yıl geçti
O zamanlar da vardı arkadaşlığımız
Ama
Yaşımız dayanırken ya da gelmişken yetmişe
Belki çoğumuz birbirimizi yeni tanıdık
Arkadaşlığın, dostluğun farkına vardık
İyi kötü, şöyle ya da böyle
İddiasız, içimden gelerek, amatörce
Çizdim kara kalem resimlerini
Geçip giderken şu bitimli dünyada
Geç de olsa bulduğum arkadaşlarıma
Bir hatıra kalsın dedim
Bu yolla gönderdim onlara
Sevgilerimi