Handan YILDIZ BAYRAK


Kim Bu Adamlar?

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


Çok fazla günden olmadı hele belli bir mecra hiç sözünü etmedi ama geçenlerde tesettürlü bir genç kız Nişantaşı’nda bir parkta, sadece tesettürlü olduğu için darp edildi. Evet evet yanlış duymadınız, sadece örtülü diye! Bizim jenerasyonun çok da yabancı olmadığı bir konu aslında sırf tesettürlü olduğu için sokakta sözlü tacize uğramak. Git Arabistan’da yaşa diye lokasyon gösterenlerden, şeytan diye bağıranına, soytarı bunlar diye hakaret edeninden, küfür edenine kadar neler duydu bu kulaklar. Hem de bizzat kendim duydum rivayetlere gerek yok. Bir dönem başörtüsü bilime engeldi öyle diyorlardı şimdi baktılar ki bu kızlar bu örtülerle akademisyen oluyorlar, bilim insanı oluyorlar ağızlarındaki salyalar ellerine bulaştı. Bu defa sokakta darp ettiler. Gezi park olaylarında yine tesettürlü bir anneyi önce darp edip sonra üzerine bevledenlerin arkadaşları bugün Neşe Nur’a el kaldıranlar. Bu bitmeyen kinin kaynağını arıyorum… kim bu adamlar, nereden geldiler? Galiba atalarımızın denize döktüklerinden arta kalanlar! Hamurunda iman olan bir milletin öz bağrından kopup gelmedikleri çok belli çünkü. Yıllarca üniversitelere alınmayan, devlet memuru yapılmayan hatta sosyal hayatın en uzağına atılan bu kızlar hep birilerini rahatsız ettiler. Kimi eliyle müdahale etti,  kimi diliyle, buna gücü yetmeyenler de kalben buğzetti bu imanlı kızlara! Gazetecisinden, siyasetçisine, sokakta gezeninden evinde oturanına kadar pis salyalarını akıta akıta istemezük diye tepindiler. Sonunda ne mi oldu? eskinin çamları bardak olup sırf siyasi rant kazanabilmek adına birden sözde özgürlükçü olurken, onların yetiştirdiği bu toprakların çocuğu olmayan, Anadolu’nun gayri meşru, meşrepsiz çocukları el attılar bu tesettür işine. El attılar derken hakikaten el attılar! Hatta tekme, tokat, termos attılar… Bu insanlar nereden besleniyorlar, nasıl bu hale geliyorlar? Hayır, bir saniye! Hiç kimse siyasi otoritenin ayrıştırıcı bir dil kullandığından bahsetmesin! Bu çok kişisel, klişe ve kolaya kaçmış bir yorum olur. Zira bu ülke daha ayrıştırıcı dile, daha büyük bir zulme, en temel ve insani hakların elinden alınmasına şahit oldu da sokaktaki insana termosla saldıranını görmedi!

                Bu konu uzar da uzar, benim yazacaklarım malumun ilamından başkası olmayacak. gel gör ki iş makinası kullanıyor diye, otobüs sürüyor diye, araba tamir ediyor diye yere göğe sığdırılamayan kadınları aslında ne kadar alçalttığını fark edemeyen bir zihniyet var bu ülkede. Bu kadınların tercihi sadece diğer kadınlardan biraz farklı, yoksa kadınlar ebleh, beceriksiz ucubeler değil ki iş makinası kullanamasınlar. Neticede kepçe aletini sırtlarında taşımıyorlar. Öyle olsaydı hakikaten hayrete şayan olurdu. Şimdi siz sözde kadın hakları, kadının ulviliği adına boy boy afişler hazırlayıp, reklamlar yapacaksınız ve yine aynı sözde kadın hakları savunucuları bir kadına sokakta saldıracaksınız. İki uç nokta değil mi? Bir tarafta kadın haklarının yılmaz savunucuları diğer tarafta sırf başörtülü diye saldırıya uğrayan bir kadın. Çok garip değil mi? Belki de Neşenur’a saldıran o haysiyetsize sorsanız kadın özgürlüğünü en yılmaz savunucusudur. Bu ülkede kavramlar karıştırıldı, insanlar ötekileştirildi.

Bize bir nazar oldu, cumamız Pazar oldu

Bize ne olduysa hep azar azar oldu!