Misafir Kalemler


İYİLİK MELEKLERİ

Ramazan KOMBIÇAK


Öncelikle Elazığ ve Malatya illerimizde olan deprem dolayısıyla ölen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet geride kalanlara sabırlar diliyorum.
Her ne hikmetse Allah korusun o illerimizde değil, başka bir ilimizde de olabilirdi nitekim aynı günün sabahı Ankara Akyurt’ta bizim ilimizde de hissedilen artçı depremi bende sabah namazı öncesi oturur iken hissettim hatta Facebook’tan paylaştım. 
Biz inanıyoruz Allah ne dilerse o olur inancım gereği inancı olmayanlara da ALLAH hidayet versin Allah Kur’an’da hanginizin davranışça daha iyi olduğunu deneyerek göstermek için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, güçlüdür, çok bağışlayandır.” (Mülk, 67/3)
Yaratılan her şeyin bir sonu vardır, ama biz Allah’tan sonumuzun da güzel olmasını diliyoruz. Bu felaketler bize bir imtihandır, kaçış yoktur, eğer kaçmaya, korumaya, korunmaya gücümüz yetiyordu da neden daha önce tedbirler almadık, Nemrud ölümsüzleşmek için en yüksek tepelere çıkıp ilahlık davasında bulundu, rab onunda canını bağırtarak aldı.
Nemrud dağına çıkanlar görmüştür. Çelik evler yapıp içine girebilir, kendimizi korumaya alabilirdik, neden yapmadık? Depremden önce kimse ortada yok depremden sonra herkes ahkam kesmeye başladı. Filan belediyeler tamamen halkın yanında bilmem ne şavşatalı bölücülü laflar.
Sen o kadar biliyordun da orda ki evleri daha önce gidip sağlamlaştırsaydın insanlara hep yardım etseydin olmaz mıydı da şimdi kahraman kesildin. 
Bu gibi felaketler bir imtihandır, guruplaşma değil hep beraber yardımlaşma günüdür. Düşüncen ne olursa olsun görüşün ne olursa olsun. Bir araya gelme. Birlik olma günüdür. Şunu iyi bilelim, dünyanın en güçlü makinelerini bir araya getirsek, yine zerre kadar koruyamayız. Her şey kainatın yaratıcının elindedir.
Kuran-ı Kerim 206. sayfasında bulunan, Tevbe süresinin 126 nolu ayeti
"Onlar, her yıl bir veya iki kez (çeşitli belâlarla) imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra da ne tevbe ediyorlar ne de ibret alıyorlar. 
"Bizler kuluz ve imtihan içindeyiz sen ne dersen de ne yaparsan yap istersen inkar et bunun dışına çıkmaya gücün yetmez bizler yoldan çıksakta zerre kadar Allah’ın hükümlerine karşı gelemeyiz.
Onlar ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır."(Saff, 61/8) Öyle ise her şeyin sahibi odur. Ve O ne güzel kefilidir. 
Bu söz hem ayetlerde hem de hadislerde geçmektedir. Allah vadini yerine getirecek ve nurunu tamamlayacaktır.
Bizim vazifemiz, insanları zorla Müslüman yapmak değildir. İnsanların kalbinde imanı yaratacak olan Allah’tır. Tohumu zamanında tarlaya ekip onun yeşermesine karışamayan bir çiftçi gibi, biz de iman ve İslam tohumlarını insanların kalp tarlasına ekeceğiz. Onların yeşermesini Allah’a havale edeceğiz. 
Kışın arkasından yazı, gecenin karanlığından gündüzü her sene ve her gün getiren; bulutlarla kapanmış gök yüzünü bir anda açıp güneşi her yerde gösteren Allah, bu küfür gecelerini, sefahet bulutlarını ve çirkinliklerle dolu kış mevsimini de bir anda gündüze, güneşe ve yaza çevirebilir. Yeter ki bizler o güzellikleri hak edelim. 
Onun rahmet ve bereketine itimat edip güvenelim. Allah, insanların ne kadar anlatıp yaşadığına göre muamele edecektir. Allah her şeye kadirdir biz ise aciz içindeyiz. 
Bizleri Rabbim sefaletle, yoklukla, depremle, suyla ateşle ailemizle imtihan etmesin, bizim o kadar dayanacak gücümüz yok. Bu gibi felaketlerde başımıza gelmiş ise Rabbim bizlere sabırların en güzelini versin. O ne güzel vekildir. Sanmayın ki bu dünyaya giyinip kuşanıp gezmeye geldik. Biz imtihan için geldik, bir liseli genç gibi, bir üniversiteli öğrenci gibi, alacağımız notlara finallerde ki başarılarımıza bağlı hayat, çok uzun gibi gözükse de çok kısa.
Bize ekip dikmek, daha sonrada ona sığınmak kalır. Acı ile tatlıyı, ekşi ile tuzluyu, aynı topraktan veren, o kız ile erkeği aynı karından yaratandır.
Sağlıcakla kalın.