İsmail Tufan


Gönüllü Eylem Teorisi

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


  Gönüllü, sık sık kullandığımız bir sözcük veya kavramdır. Bugün yaşlılıkla da bağlantılı birçok versiyonlarına rastlıyoruz. Örneğin “yaşlılıkta gönüllü hizmet”. Fakat Parsons’un “Gönüllü Eylem Teorisinin” bunlarla alakası yoktur. Paradigma kavramını strüktüralist eylem teorisinin temel analiz unsurları için kullanan Parsons “analitik realizm” ile teorik modelleri ampirik araştırmalarla ilişkilendirmeyi sağlayan metodik programında “Dört işlev paradigması” ve “takas paradigması” olmak üzere iki paradigmadan söz etmektedir. Dört kavramla çizdiği ilişki çerçevesinin temel kavramları şunlardır: Koşullar (condition), araçlar (means), hedef (end) ve norm (norm). (Miebach 1991, s.188). Yaşlanma ve yaşlılık olgularının incelenmesinde Parsons’un bu ilişki çerçevesi de iyi bir iş görebilir.
Klasik ekonomik yönelimli teori, aktörün kendi hedeflerine mevcut koşullarda mevcut araçların optimal kullanımı ile ulaşmaya çalıştığını kabul eder. Parsons, buna katılmakla birlikte, açıklama dokusuna “norm” unsurunu da eklemiştir. Rasyonel bir varlık olarak uzun ömürlü insanın hedefi nedir? Bu soruya kesin cevap verilemez. Çünkü insanın sayısız hedefleri vardır. Hiçbir insanın bir tek hedefi olduğu söylenemez. Aksine her insanın kişisel “hedef repertuvarı” bulunmaktadır. Bunların bir kısmını çevresi bilmektedir, büyük kısmı ise mahremdir. İnsanın irili ufaklı, akla uygun veya hayali tüm hedefleri “gelecekte olmasını istediği durumlarla ilgili beklentilerinin, eylemle gerçekleşmesi şartıyla, mantıksal bir formülasyonudur.” (Miebach 1991, s.189).
Araçlar ve hedefler arasındaki etki-tepki bağıntıları biliniyorsa, hedefleri takip etmeyi sağlayacak uygun araçlar da varsa, o zaman insan rasyonel davranmaktadır. Kesin hedeflerin yanı sıra, değer sistemini de dikkate almaktadır. Uymak zorunda kaldığı davranış yönetmeliği niteliğindeki normlar, değerleri somutlaştırmaktadır. Değerler ve normlar kendiliğinden gerçekleşmemektedir. Daha ziyade bireyin eylemlerinde ortaya koyduğu uğraşla geçerlilik kazanmaktadırlar. Hayatımız boyunca ortaya koyduğumuz uğraşların başlangıcında belirli değerleri göz önüne alıyoruz, ama uğraş sürecinde bunlara yeni değerler de ekliyoruz. Değer, tam da bu uğraşları vurgulayan bir kavramdır. Normlar, hedeflerin seçimini, hedefe ulaşmada kullanılan araçları ve çabaların standardizasyonunu sağlamaktadır. Mevut koşullar normların ağırlığına da etki edebilmektedir. Tersi durumda ise belirli normatif yönelimler bireysel başarıyı pozitif etkilemektedir. Fırsat ve normlar, sosyal ve teknik çerçeve koşullarına da bağlıdır (“normatif paradigma”). “Analitik realizm”, element ve birim analizlerinde teorik kavramları ampirik araştırmalara aktarmayı sağlayan metodolojik bir konsepttir. Birimleri araştırma, “birim türleri” ve “ampirik genelleme” ile bağlantılıdır. Bunların yardımıyla yapılar ve süreçler betimlenebilmektedir (Miebach 1991, s.193). Birim analizinde analitik birim ve analitik yasa ayrımı yapan Parsons’un “gönüllü eylem paradigması”, kavramlar arasında bağıntı kurmanın ve durum analizinde kullanılabilecek bir çerçevenin oluşturulmasının ilk denemesidir (Miebach 1991, s.194).
Bilim insanı, teorik sistem ile yorumlayacağı reel süreçleri gözlemlemektedir. Sistem kavramı, bir taraftan bir kompleksin parçaları, unsurları ve süreçleri arasındaki düzenli ilişkileri, diğer taraftan bu kompleks ve çevre arasındaki ilişkileri tanımlamaktadır (Miebach 1991, s.196). Sosyal sitemlerin temel özelliği dengedir. Sistemin dengeye oturması sağlamlığın ve çevreyle arasındaki sınırlarını korumasının koşuludur, ama her sistemin sağlam bir dengeye sahip olması da gerekmemektedir. Çevrenin taleplerindeki değişimler uyumu gerekli kılabilir veya yapısal değişim de mümkündür veya birbiriyle çelişkili yapılar sistemin içinde yan yana yer alabilirler. (Miebach 1991, s.199). Bu açıdan bakıldığında “yaşlılık”, bugüne kadar olduğundan çok daha detaylı bir şekilde incelenmesi gereken sosyal sistemin artık değişmez bir parçası olarak görünmektedir. Benden söylemesi.