Misafir Kalemler


Engeller Bedenimizde Değil

Ceren ŞAHİN


Sevgili Çınar Kırşehir Gazetesi okuyucuları! Son bir kaç gündür sosyal medyada İstanbul'da Taha Alper adında otizmli bir insana yapılan eziyeti hepiniz duymuşsunuzdur. O çocuğun ben otizmliyim abi vurma demesi, hepimizi üzmüştür. O haberi izlerken bir an kendimi Alper’in yerine koydum. Bu durum benim başıma gelse nasıl olur diye kendimi sorguya çektim. Bugün Çınar Kırşehir Gazetesi okuyucularıma  engellerin sadece benimizde olmadığını aslında hayatımızın da bir parçası olduğunu anlatan bir yazı yazmak istedim.

Doğuştan, bir hastalık nedeniyle veya bir kaza sonucu bedensel veya ruhsal bozukluğu olan insanlara engelli denir. Her insanın başına gelebilecek olan bu durum karşısında duyarlı olmalıyız. Engelli insanlara acımak yerine, onları hayata bağlayacak davranışlarda bulunup yaşamlarını kolaylaştırarak mutlu olmalarını sağlamalıyız.

İçim acıyor,  anlamıyorum,  neye bu kadar öfke, neye bu kadar tahammülsüzlük. Vicdanı yok mu bunu yapan insanın. Hiç mi annesi, babası, eşi, dostu olmadı, hiç mi sevmedi, sevilmedi. Bu hale bir insanı, çaresiz durumdaki o çocuğu nasıl getirebildi? Fiziksel acının yanında bıraktığı duygusal acıyı düşünmek bile zor geliyor bana, nasıl kıyabiliyor, acımasız olabiliyorlar aklım almıyor. Sonuçta hepimiz birer engelli adayıyız. Bu durum bizimde başımıza gelebilir. Engelli olarak nitelendirdiğimiz insanların doğuştan ya da bir hastalık, kaza sonucu oluşan fiziksel veya zihinsel engelleri insanlarda farklı bir algı oluşturuyor. İnsanlar engelli bireylere farklı bir bakış açısı ile bakarak onları toplumda aşağılıyor, rencide ediyor çoğu zaman. Ama bu bizimde engelli olmayacağımız anlamına gelmez.  Aynı durum bizimde başımıza gelebilir, bizlerde bir gün bir kaza sonucu engelli olabiliriz. Toplumsal duyarlılığın bu denli yüksek olmadığı dönemlerde engelliler için; sakat, özürlü, çürük vb. engelli ve yakınlarını rencide eden sözcükler kullanılırken, günümüzde kendi içinde kategorize edilerek anılıyor olması sevindirici bir gelişmedir. Engellilerin yaşadıkları zorlukları anlamak ve onların yaşamını kolaylaştırmak hepimizin görevidir. Birer duyarlı insan olarak hepimiz onları anlayışla karşılamalıyız. Günün birinde aynı zorlukları yaşamaya adayız. Bunu düşünürsek yarın bize yapılmasını istemediğimiz davranışları, bugün biz başkalarına yapmayalım. Engelsiz bir dünyayı el ele, gönül gönüle kurabiliriz. Onları iş yaşamına kazandırmak, ne büyük mutluluktur, herkes için. Bir düşünsenize, engeli aşan bir engellinin sevincini.

Engeller bedenimizde değil. Engeller fikirlerimiz de. Engeller yüreğimizde. Engel olarak gördüğümüz isimlendirdiğimiz vücut uzuvlarımızdaki kısıt aslında bir engel değil. Yürüyemesek de akülü sandalyemiz bizi istediğimiz yere götürebilir. Fakat kısıtlı bir düşüncemiz bizi dört duvara mahkûm eder. Göremesek sadece renkleri kaçırırız yaşamdan. Fakat hayal dünyamızın olmaması milyonlarca renk içinde bakarken kör eder bizi. Duyamazsak seslere tıkanır kulağımız. Fakat ya anlayamazsak, milyarlarca tını içerisinde sağır kalırız tüm yaşama. Veyahut konuşamazsak birkaç cümleden eksik kalır dilimiz. Hiç farkına varamasak şu dönen dünyanın ne anlamı kalır ki kurduğumuz binlerce cümlenin. Engeller bedenimizde değil. Kısıtlı fikirlerimiz engeldir. Yeni dünyalara yelken açmamıza olmayan hayal dünyamız engeldir. Gönül gözümüzle bakıp, baktığımızı görmemize anlayamamamız engeldir.  Anlatılanları duymamıza, ötesini seyret almamıza. Farkındalıktan yoksulluk engeldir. Sahip olduklarımızı gün yüzüne vuramamamız, sahipliklerimiz ve aitliklerimizle mutlu olamamamız engeldir.