Handan YILDIZ BAYRAK


Ebrehe Kıtalar Dolaşıyor

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


Tutucu bir Hıristiyan olan Ebrehe, memleketi San’a’yı hem din, hem de ticaret merkezi yapmak istiyordu. Zamanla bu istediğinin olabilmesi için ne kadar çaba sarf etse de Kabe yerinde olduğu müddetçe amacına ulaşamayacağını anladı ve Kabe’yi yıkmaya karar verdi. Bu Ebrehe daha öncede bir takım usulsüzlükler yapmış ve Hz. Muhammed’in dedesi Abdülmuttalib’in develerine de el koymuştu. Takribi 560’lı yıllar, yer Mekke. Ebrehe şehrin girişine fillerle dayanmış Kabe’yi yıkacak. Bunu haber alan Mekke’nin ileri gelen kanaat önderlerinden Abdülmuttalib hemen Ebrehe’ye gidiyor ve “ver benim develerimi “ diyor. Ebrehe bu, arsız ya “ben de seni düzgün bir adam sanırdım Abdülmuttalib, ben Kabe’yi yıkmaya geldim diyorum sen develerim diyorsun!” Peygamberimizin dedesi asırları aşan bir cevap veriyor. “ben develerin sahibiyim, onları bilirim. Kabe’nin sahibi Allah’tır. O, Kabe’yi korur!” nitekim dediği gibi olmuş ve meşhur fil vakası gerçekleşmiş, Allah ebabil kuşlarını gönderip Ebrehe’nin ordusunu yerle yeksan etmişti. Şimdi bunu niye anlattım? Boğaziçi üniversitesindeki arkadaşlar(!) kendilerince LGBT diye bir pisliği savunuyor bunu yaparken de ne hikmetse, her pislik savunucusu gibi Kabe’ye ya da İslami değerlere saldırıyorlar. Hani insan şunu düşünmeden edemiyor, bu eşcinsellik Hıristiyanlıkta veya Yahudilikte hoş görülen bir şey mi de kilise veya sinagog değil de Kabe’ye hakaret ediliyor? Yahut da Eriha’daki Lut Gölü’nde yani Lut Kavminin helak olduğu yerde insanlar güzelleşme çabasıyla - ki bu Dünya’da bir sektördür Lut Gölü çamuru- o suya giriyorken neden bu LGBT’li arkadaşlar dedelerimizin üstünde debelenmeyin diye zıp zıp zıplamıyorlar. Ya da Boğaziçi’nde “istemezüükk” diye dellenmek yerine Lut Gölü etrafına çadır kurup burası bizimdir, bizim kalacak deseler ya! Hayır, biz anlıyoruz amaç üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek! Yani siz Kabe resmine LGBT renkleri koydunuz da Kabe’den bir şey mi eksildi? Sizin yaptığınız ne ki ohooo? Putperestler Kabe’nin içini putla doldurmuştu da yine de Kabe’nin bereketinden bir şey eksilmemişti. Elbette öfkeliyim, elbette böyle bir sapkınlığa ve böyle bir rezalete saygı duymuyorum. Kabe’nin sahibi Allah’tır, dilediği zaman dilediği şekilde onu korur. Biz safımızı muhakkak belli ederiz, eyvallah. İyi de bu olaylarda tek sorun Kabe’ye hakaret edilmesi mi? Ortada zebellah gibi duran sapkınlık ve bizim sorumluluğumuzda olan bir nesil varken Ebabiller gelsin diye gökyüzüne mi bakmalı yoksa Kabe’yi Allah korur, ben bana ait olandan sorumluyum mu demeli? Bayanlar- baylar gencecik bir nesil elimizden kayıp gidiyor. Maneviyatsız, hissiz, merhametsiz ve daha da kötüsü hudutsuz bir gençlik geliyor. Elinizi vicdanınıza koyun ve asıl sorumluluğunuzun siz öldükten sonra çocuklarınıza bırakacağınız miras değil, ölmeden önce aşılayacağınız iman olduğunu fark edin. Gerçi şimdilerde Boğaziçi’nde Kabe’den bahseden yok. Bir dönem mesele ağaç değil anlamadın mı diyenler şimdilerde mesele Kabe yada ibn.lik değil anlamadın mı diye bağırıyor. Aslında yeni rektör kendini LGBT’ye saygılı, metal müzik sever ve eski bir CHP’li olarak tanıtıyor bu durumda kim, neye, neden karşı çıkıyor diye bir kez daha sorasım geliyor ve sonra yine diyorum ki amaç üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek.

                Velhasıl, Allah’tan hidayet, ilim, feraset ve sırat-ı müstakıym üzre olmayı dilerim; kendim, ülkem ve milletim adına…