Vahit Doğan


DR Âkil Muhtar Özden’in Vecizeleri

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


Vecizelerin hepsi derin bir hikmet taşıyor. 
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Enstitüsünde bir Âkil Muhtar Salonu ve kütüphanesi açılması münasebeti ile Dr A. Süheyl Ünver tarafından Dr Âkil Muhtar Özden’in hayatına ve vecizelerine dair “Aforizma” başlıklı bir eser neşredildi. Hepsi baştan başa derin birer hikmet taşıyan bu vecizelerin mühim bir kısmı Âkil Muhtar Özden’in derslerinden alınmıştır. Dr Süheyl Ünver eserin başında diyor ki:
“Dr Âkil Muhtar derdi ki ‘Hoca’nın kültürü o kadar yüksek olmalı ki talebesine ahlâk ve etvariyle ve kültür seviyesinin ileri olmasının akisleriyle onları ahlâken yükseltecek sözler söyleyebilsin. Bunlar zemin ve zamana uygun olmalı ve mutlaka terbiyevi bir mahiyet gözetmelidir. Yoksa bir hocanın dersine ait malümat kitaplarda fazlasıyla vardır. Sırf onları nakletmek marifet değildir. Talebenin ruhu üzerinde de hakiki rehberlik ederek işlemelidir. Benim anladığım hocalık budur. Bu yapılmazsa bir hoca vazifesini tam yapmış ve işini tam idrâk etmiş bir insan değildir.”
İşte bu sözlerin mühim bir kısmı derslerinden alınmıştır. Konuşurken ve mühim dersleri esnasında hoca böyle güzel ve faydalı espriler yapardı. 
Âkil Muhtar Özden, sentezini yapmış bir şahsiyetti. Başka türlü konuşamazdı. İlim ve fen adamlarının nasıl konuşmaları icab ettiğine dair öyle mükemmel bir örnek vermiş oldular ki o da kendileri idi. Unutmamalıdır ki üslubu beyan ayniyle insandır.”
Âkil Muhtar Özden’in vecizlerinden bazılarını aşağıda neşrediyoruz:
--- Çocuklar ilk anlarında parlak şeylere bakarlar. Büyüdükçe kültürleri ilerlemezse parlak şeyleri tercih ederler. Halbuki hakikatte ekseriya parlak olmıyan şeylerin kıymeti daha çoktur. Yalnız onu takdir edebilmek lazımdır.
--- Harap olduğu zaman tekrar yerine getiremediğimiz hücreler dimağ hücrelerdir. Dünyaya geldiğimiz zaman onların adedi ne kadar ise öldüğümüz zaman da o kadardır. Onun için onları iyi kullanın, tekemmül etmelerine çalışın, lüzumsuz şeylerle yormayın. 
--- İnsan azimli ve cesur olmalıdır. Lâkin bilgisiz cesaretin çok defa vahim olduğunu da unutmamalıdır.
--- Zevk başka, saadet başkadır. Birçok zevklerin sonu felaket olur, insan olan şu veya bu zevki değil, hakiki saadeti aramalıdır.
--- İnsan dimağı bir depodur. Fakat buğday deposu değil, canlı bir depodur. Onu çalıştırarak doldurmak mümkündür. Bu da içten gelen bir aşkla olur. Hiç kimseye içten arzu gelmediği zaman zorla bilgi vermek kabil değildir. Her şeyden önce gençlerde bu içten gelen öğrenmek aşkını alevlendirmelidir.
--- İlmi yüksek olan insanlar yerde sürünmezler. Her zaman ayakta dururlar.
--- İnsan çalışmaktan ziyade elem ve ızdıraptan yorulur.
--- İnsan hayatta 20 defa öğrenir. 21 defa unutur. Lâkin 22. Defa tekrar öğrenmelidir.
--- Birçok insan bildiğinden değil, bilmediğinden bahseder. Çok defa kendini bilgili göstermek hissi izzeti nefse hoş gelir.
--- Uzun sözlerden ve felsefi düşüncelerden bir şey anlamam. Bana tetkik ve tecrübelerin neticelerinde bulunan hadiselerden bahsediniz. Ancak onlarla hakikate varılır.
--- Bir ahmak akıllanamaz, fakat bazen akıllılar ahmaklaşabilir.
--- Hekim vicdanı karşısında mesuliyetten kurtulmak için daima bilgisini çoğaltmağa ve dikkatini kuvvetlendirmeğe mecburdur. İlmin şimdiki mâlumlarına tam agâh olmağa çalışmalıdır. Yoksa vicdan azabından kurtulamaz.
--- İlimde inkita yoktur. Hükümet değişebilir, fakat ilim temadi eder. 
--- Hekimin vazifesi önce hastaya fenalık etmemek, ondan sonra iyilik etmektir.
--- Tababette olmaz olmaz.
--- Muvaffak olmak için bir şeyi tam anlamak ve yapmak lazımdır.
--- Aradığınızı bilmiyorsanız bulamazsınız.
---İnsan bahtiyar olmak için kendi vicdanını memnun etmeğe çalışmalıdır. Başka türlü saadetten eser olmaz.
--- En büyük vazifemiz hastaların ızdırapını arttırmamaktır. Sonra onların ızdıraplarını azaltmağa uğraşmamız lazımdır. Tıpda kaide her şeyden evvel fenalık etmemektir.
--- Âlim kitapları ezberlemiş olan değildir. Bizzat müşahede ve tetkiklerine dayanan malumat sahibi olanlardır.
--- Müşahedenin bize verdiği fikri hemen kabul etmek doğru değildir. Derinleştirmek ve incelemek icab eder. 
--- İnsanın hayatta işin kolay taraflarına değil, biraz da güç taraflarına gitmesi lazımdır. Böylelikle adam olur. 
--- Tıp hali hazırda vasati ömrü zaten uzatmıştır ve daha uzatacaktır. Lâkin insanlara bir şey şırınga ederek, suni kalbler, böbrekler takarak değil.
--- Hayat hiddetlenmeğe değmez, yalnız çalışmağa değer. Çalışmak lazım.
--- Resim yapmanın tababet için ne kadar mühim olduğunu bilseniz hepiniz ressam olursunuz. Resim yapmasını bilmeyen doktor olamaz. Bu bir kanundur.
--- İdealsiz adam denizde yaşayan balığa benzer, ne bulursa yutar. 
--- Aldandım zanneden biçare aldanır, hayatını kendine zehreder.
--- Yapmasını bilmeden bir işi üzerine almak cemiyete hıyanettir. Bilgisiz güzel niyetler nihayette fenalık yapabilir.