İsmail Tufan


Bireysel ve Toplumsal Yaşlanmanın Sonuçları 

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı



İş toplumunda yaşlanmanın anlamını git gide daha iyi anlıyoruz. Hem gençler hem de orta yaşlılar, vaktinde dikkate alınmayan yaşlanmanın şimdi ekonomik anlamlarıyla yüzleşiyorlar. Yaşa özgü istihdam risklerinin çok erken başladığını daha iyi kavrıyorlar. İstihdam, eğitim, taşeron işçilik gibi sorunlar bundan böyle yaşlanan toplumumuzun değişmez sorunları olarak daha güçlü etkileriyle karşımıza çıkacaktır. 
Bir taraftan da yaşam süresi sınırı nerede olduğunu kestiremediğimiz süreçte uzamaya devam ediyor. Bu, üretken yaşlanma beklentilerini şaha kaldıracaktır. İnsanlardan yaşından bağımsız olarak kendi yaşamlarında sorumluluk üstlenmeleri talep edilecektir. Alma-verme dengeleriüzerinde siyasi ve sosyal tartışmalar çoğalacaktır. Dikkatli olunmazsa, sadece çocuklukta değil, yaşlılıkta dabaskın olan almaeğilimi, sosyal sorunların çıbanbaşı haline gelebilir.
Yoksulluk ve zenginlik, toplumların değişmeyen teması, yaşlanan toplumda yeni kalite kazanan bir konu olarak karşımıza çıkacaktır. Yaşlıların geliri ve tüketici davranışları, demografik değişimden dolayı tartışmaya açılması gereken bir konu olarak gündeme oturacaktır. Gelir ve servetin, yaşlılıkta yaşamı şekillendirmede merkezi öneme sahip olduğu bilinmektedir, ama bugüne kadar toplumumuzda dikkate alınmamıştır. Önümüzdeki yıllarda sert tartışmalara yol açabilecek olan bu konuya şimdiden el atılmasında fayda vardır.
Aile ilişkileri ve sosyal ağlar, yaşlanma sürecinde değişmektedir. Ancak bunun yaşlı toplum açısından önemi kavranamamıştır. Aile, yaşlık ve toplum dinamik bir ilişki içindedir. Aile hayatı bağlamında değişen aile ilişkileri, sosyal normları ve değerleri de etkileyebilecektir. Ayrıca bunların değiştirebileceği görülecektir. Bu da farklı sosyal eğilimleriberaberinde getirecektir. Kimilerinde korku, kimilerinde umut yaratacak olan bu gelişmenin içindeki çatışma potansiyeli kara, gelişme potansiyeli de dikkate alınmalıdır. 
Büyük şehirlerimizde yükselen gökdelenler, bir taraftan gelişmenin ve kalkınmanın göstergesi olarak değerlendirilebilir, diğer taraftan yaşlılıkta ikamet ve günlük yaşam arasında bağlantıları göz ardı ettiğimizin de bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Yaşlılıkta günlük çevre bir yandan hayatımızı şekillendirmek için bir ön şarttır, diğer yandan onu günlük yaşamı şekillendirmek için bir araç olarak kullanırız. Fakat gökdelenden aşağıya baktığınızda ne insanı ne de günlük yaşamını göremezsiniz. Halkın arasına karışmanız, insan insana yüzleşmeniz gerekecektir. Ama yaşlılıkla yüzleşmekten kaçınan bir tutumun tam da göbeğinde yer alıyoruz. Her şeyi en ince detayına kadar tartışırken, yaşlılık ve ikamet, yaşlılık ve günlük yaşam ve diğer yaşlıları ilgilendiren diğer konular hala “sinir uçlarımızı” harekete geçiremiyor. 
Üç sorun alanı hiç tartışılmıyor: Demografik gelişme, işgücü piyasası ve değişen değerler. Bunların nesiller sözleşmesi için potansiyel tehlikeleri dile getirilmiyor. Elbette dramatize edilmemelidirler, ama hiçbir şey yokmuş gibi yapılırsa, ileride başımızın ağrımaması imkânsız olur.  
Yaşlıyı ne hasta olarak görelim ne de yaşlılığı sağlıkla bağdaştıralım. Yaşlı her zaman hasta değildir ve insan yaşlılıktan ölmez. Ama yaşlandıkça sağlık daha önemli hale geliyor. Keşke koronavirüs sürecinde yaşadığımız manzaranın benzerini yaşlanan toplum açısından da yaşasak. Keşke Sağlık Bakanı, tabii ki her gün değil ama şimdiye kadarkinden daha sık, kameraların karşısına geçip, yaşlıların sağlık durumu hakkına bizleri bilgilendirse. 
Önleme ve rehabilitasyonun başarısı, bakım ihtiyacı model hesaplamalarının aşırı kötümser mi, yoksa aşırı iyimser bir tablo mu çizdiğine bağlıdır. Biz olaya iyimser penceren baktığımız için olsa gerek, yaşlılık ve bakıma muhtaçlık konusunu önemsemiyor görünüyoruz. Hatayı anlamak için illa kendimiz mi bakıma muhtaç olmalıyız? 
Yaşlılar için artan sosyal hizmet ihtiyacı, öncelikle demografik gelişmeyle yakından ilgilidir. Genel nüfusta yaşlılarda daha fazla artış ve gençlerde daha fazla düşüş olacağına kesin gözüyle bakılabilir. Yaşlıların artan demografik ağırlığı, bu nüfus kesiminin daha organizasyonel bir şekilde bütünleştirme çabalarına yol açabilir. Kanımca açmalıdır da. Yaşlıların siyasi süreçlere aktif katılımınınsağlanması, toplumsal gelişmeye de katkı sağlayacaktır.