Ramazan Kombıçak


Ben Buyum

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


Bakmayın bu dünyada böbürlenip gezdiğime, hayat dediğimiz ne ki. Çocukluğumuz nasıl geçti bilemedik. Edatlarımız nereye yönlendirdi ise oraya giderek. Tabiri caiz ise ya madde ya mana ikisi arasında bir cevher. Hayat o kadar zor o kadar kısa ki inanın çok uzun yaşamış gibi olsak da sanki gök yüzünde toz bulutunun bir naylon poşet bir o yana bir bu yana en sonunda rüzgarın durulup bir kuytu köşeye bıraktığı naylon, kağıt veya herhangi bir paçavra gibi. Nasıl yerleştirmiş isen öyle kenarda. İşin bitmiş unutulmuş kimsenin umurunda bile değil. Hatta bazen fazlalık bile olursun. Bir zamanlar seni besleyip büyütenler, sarıp sarmalayanlar, yemeyip yedirdiler, giymeyip giydirenler gibi. Çok arayıp ta bulamadığım varlıklarında kıymetlerin bilemediğin. Kucaklarında rahat yattığım vatan gibi. Nerde o günler, hani nerde kaldı. Ara ara ki bulasın. Küçücüksün kokun miski amber belekten beleğe sarılmışsın. Uyumamışlar gece gündüz. Hayata geldiğinde açtığında güzünü dünyaya sanki onların olmuş bu alem. Esirgemişler seni derler ya gözünü budaktan bile esirgemişler. Büyütmüşler hayata hazırlamışlar. Zoru görmemişsin, sildirmemişler sana alın terini. Yormamışlar ki seni hep böyle olacak demişler. Dünya çok küçük demişler, biz koruruz demişler. Zaman gelince Her şeyin onu kucakladığını sizden koparılacağını aklınızın ucundan bile geçirmediniz. O da hep böyle kalacağım hep pışpışlanacağım düşüncesi ile tutunmuş hayata. Bizde bir atasözü vardır "ne yaparsan karşına gelir". Yada yaratanın ilahi kanunları var zamanı geldi mi tekerrür eder. Etme kulum dünyası. Üzme ebeveynini onların kıymetini bil. Zaman arabanın tekeri ya da tekerrürü. Dünyaya getirip öpüp, kokladığım gülün reyhanın. Artık büyümüştür. Senin tadın kalmamış hatta bazen de ekşimişsin. Ama hayat var olduğun bu dünya nimetlerinden haberdar olduğun müddetçe devam edecektir. Senin gören güzün, görmez, tutan elin tutmaz, yürüyen ayakları yürüme oldukça. O meyvelerinin karşılığını görmeye başlayacaksın ama bu bir anlatımımdır inşallah herkesin meyveleri tatlı olur acısız olur. Hayat bu ya bazen rüyan güze bazen de karabasan gibi olur. Rabbim ömrümüzü de güzel rüyalar gibi eylesin. İnsan bu gah eser yeller gibi gah coşar seller gibi. Atanın görevi evladını İslam terbiyesi dahilinde büyütür, güzel bir isim koyar. Okutur, hayata hazırlar. Yuvasını kurar. İşte hayat bu döner geriye. Artık bilen odur, yapan odur sen sadece uyacaksın. Çok yol kat etmişin çok mu gittim diyeceksin anlat bir gün bile etmeyecek. İşte benim bütün yaşadığım, yaşattığım hayat bu. Çocuklarımızı çok güzel bir bir biçimde yetiştirelim. Bu dünya var ahirette var. Her yaşına göre hayatı yükleyelim onlara. Atalarımız boşuna dememiş. Ananın bastığı cücük ölmez amma onmazda, ana baba el ele çocuklar yetişir. Birini yanlış dediğine diğeri doğru dememeli, izahı güzel yapılmalıdır. Zaman gelecek ki senin kötülüğün çocuğunun bir bebeği olduğu zaman kucağına alıp da sevmeye öpmeye koklamaya çalıştığında aman, anne baba, düşürürsün demesinler. Artık onların da bağırlarına bastıklarında canım anam, canım babam sizlerde bizleri böyle yetişirdiniz diyen evlatlar yetiştirelim. Vatanını anası babası gibi bilen evlatlar yetiştirelim. Cehennemin ateşinden onları uzak tutalım. Allah’a kul Resulüne ümmet olan nesiller yetiştirelim. Zaman ne ki bir gün ömür dediğin bir yıl gibi gelip geçer. Allah’ın Resulü vefatı sırasında kızı Fatıma başına varıp ağladığında üzülme kızım bu dünya hayatı her yeri eskitecektir buyurur. İnşallah ahiretimiz Resulün kızı Fatıma’ya müjdesi gibi olur. Sağlıcakla kalın bu dünyada ki gördünüz her şey bir imtihandır. Rabbim imtihanı kolay olanlardan eylesin sağlıcakla kalın.