İlyas Sekizelma
12.05.2020 14:43:57
Tebrikler. Sayın Hocam. Tam yerine parmak bastınız. Artık silkinip kendimize gelme zamanı. Gençlere hatırlatmalı.


Ramazan Kombıçak


Belirli Günlerimiz

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


Acizane şöyle günlere bir göz attım da maşallah nerede ise günsüz günümüz yok. Dünya Kadınlar Günü, Dünya Sevgililer Günü, Dünya Analar, Babalar Günü hiç günsüz bir günümüz geçmiyor.
 Saymakla bitmiyor nerede ise yılın her gününe bir gün. Geçmediği gibi de masraf ve israftan nerede ise belimiz bükülüyor. Aile büyüklerinin cebinin içine ateş gençlerimiz israf içine düşürülüyor. Şöyle bir göz attığımızda bu günlerin hiç biri de bize ait değil. Çoğu da örf adet ve ananelerimize aykırı. Önceleri biraz küçük küçük yapılıyordu. Şimdi günlerde israf kocaman oldu. 
Artık gençlik salonlar kiralıyor masrafların hattı hudutu yok. Nişanlısı evlisi salon kapatıp dünyanın israfı birde günah sayfaları. Allah rızası için bir gün de bunun tersi dua ile buna benzer şeylerle yaptık mı? Olur mu yahu böyle abest olur gençliğe aykırı olur. 
Eş dost gelmez kaba olur. Yahu ahlâkınız maneviyatınız bozuluyor kaba olmuyor da, nesil elden giderken gençlik yoldan çıkarken mi kaba oluyor. Kimlerimiz yapmıyor ki bu günü hacımızda hocamızda bizde yok, yok. Ondan sonrada nesil gidiyor. 
Ne verdin nesile kardeşim, yada ne verdik.
Yetiştirdiğimiz nesil bu kalkıp da başkalarını suçlamaya gerek yok. Önce ben daha sonra sen ve bize bakacağız. Günlerin hemen hemen hiç biri bize ait olmadığı halde ne bizim gibi kutlamak kendimizi onların adetleri ile adetlendirmek. Hıristiyan’ın modeli, bilmem neyin yortusu. Daha neler Hıristiyanlar, Yahudiler bizlerin bir gününü bir bayramımızı kutlayıp bizimle beraber olmamışlardır. 
Dini ya da milli bayramlarımızı. Avrupa’dan gelen her şey bizim örf adetlerimizi çalmaya ve içimize nefret tohumları saçmaya devam ediyor. Biz onların kokuşmuş köhneleşmiş adetlerini alırken onlar bile bazı beğenmediklerinden vazgeçiyor. 26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
Anneler günü geleneği, Antik Yunanların Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olan Rhea onuruna verdikleri yıllık ilkbahar festivali kutlamalarıyla başlar. 
Antik Romalılar da ilkbahar festivallerini İsa'nın doğumundan 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele onuruna kutluyorlardı. ABD'de Anna Jarvis'in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi. Anneler Günü dünyada farklı günlerde kutlanır.
 En geniş şekilde Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır. Anne, baba seçimlerimizi kaybetmişiz belki acıları içinde belki aklımıza hiç gelmiyor ama, internet ve facebookta boy boy resimler yazılar. Bu yüzden Babalar Günü Haziran ayında kutlanır. 
Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910′da Washington'un Spokane şehrinde kutlanmıştır. 1924 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Calvin Coolidge kutlamaları desteklemiş; ama resmi olarak Babalar Günü ilan etmemiştir.
 1966 yılında ise o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl haziran ayının üçüncü pazarının Babalar Günü olarak kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayımlamıştır. 1972 yılındaysa başkan Richard Nixon'ın imzasıyla Babalar Günü yasal olarak ABD'de resmi tatil ilan edilmiştir. Anam, babam seni çok özledim. 
Varlığında kıymetini bile bilmedik, yaşantılarında haberimiz dahi olmadı. Kendimize gelip elimiz, ayağımız tutunca onları bir kenara attık. Hatta yer bulabildi isek en rahatı huzur evlerine, oralarda huzursuz ettik daha sonrada çok özledim onları. 
Boy boy resimler atarak, süslü yazılar yazarak. Senede bir defa da mezarlarına varıp fotoğraflar çekip attık.
 Arkalarından kaç Yasin, kaç hatim okuduk. Ne verdik hayrı hasenat olarak. Evlatlarımızı severken getirdik mi onları gözümüzün önüne. Düşündük mü bizler için geçirdikleri sefaletleri.
Almayalım Yahudi’nin Hıristiyan’ın adetlerini onlar bize hiç bir zaman iyi olanı vermemiştir vermez de. 
Bizim gariban bir zat zengindir Yahudi ile dost olur derki sen çok zenginsin beni zengin et. Yahudi bizim garibana git neyin varsa sat yanıma gel der. Bizim adam ne var ne yok satar, Yahudi’nin yanına varır. Git paranın hepsi ile tilki kuyruğu al İstanbul’un en kalabalık semtine götür sat der. Bizim ki doldurur torbasını kuyrukla varır İstanbul’a kurar tezgahı kimse yüzüne bakmaz. 
Padişah Vahdeddin han o zamanlar her hafta adamlarına esnafın halini kontrol ettirerek durumlardan bilgi sahibi olur. Bizim adamın kuyruklarına kimse dönüp bakmaz. Alıp Abdülhamit’in huzuruna getirilir. AbdulHamit sorar durumu kendisine o da Yahudi bir komşusunun olduğunu bu şekilde yapmasını anlatır. 
Padişah derki ona kaça verecektin kuyruğu beş liraya git o zaman tezgâhını kur yirmi liraya sat bitince yanıma gel der. Dediği gibi kuyruklar anında biter, bizimki sevinçle padişahın huzuruna gelir. Padişah der ki behey gafil adam Yahudi’den dost olmaz. Ben kuyruk kanunu çıkartmasa idim senin kuyrukların hiç olacaktı. 
Padişah o anda bir kanun çıkartmıştır. Bundan böyle Padişahın huzuruna gelecek yabancılar yakasına tilki kuyruğu takacaklar, kuyruklar o yüzden satılmıştır. Padişahta tekrar bir yasa çıkararak kuyruk satışı kanunu yasak etmiştir.
O bakımdan örf-adet ve ananelerimizi iyi bilelim İslami kurallarımızı yaşayalım. Şunu iyi bilelim ki atalarımız ne güzel demiştir." Ayıdan post gâvurdan dost olmaz".
Örflerimiz kalmamış, adetlerimiz bozulmuş. Nesillerimiz tanınmaz hâle gelmiş. Büyük küçük kalmamış, hal hatır sorulmaz olmuş. Almışız Avrupa’nın köhneleşmiş kalıplarını bir özenti içinde ne yapacağımızı bilmez hale gelmişiz.  Daha ne günler var. 
En iyi gün zamanı güzel değerlendirip her geçen günü iyi değerlendirmek. Zamanın içinde kaybolmamaktır.