Ramazan Kombıçak


Bayramlarımız

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


Müslümanların dört bayramı var ikisi büyük ikisi küçük.  Bu günlerde bir araya gelinir hal hatır sorulur birbirlerini kontrol ederler aramızda olanlar, olmayanlar, ayrılan, derdi ihtiyacı olanlar gözetilir. Bu bayramlardan, ikisi büyük ikisi küçük küçük. Birincisi günde beş defa bir araya geldiğimiz beş vakit namaz her gün beraber olduğun kişilerle görüşür hal bahsedersin. Mahalle de konu komşuda olan durumları öğrenirsin. Böyle diğeri hafta bir defa biraraya geldiğimiz, bir hafta süresince olanlardan haber aldığımız günlerin en hayırlısı rivayetlere göre kıyametin kopacağı, İsa as. Yeryüzüne ineceği gün, bu iki küçük bayramda günlerce hatta bir ay süresince bir araya gelemedik. Birbirilerimizi görüp hal hatır bile alamadık. Şu elektronik çağın imkânları elimizde olmasına telefon denen aletlerle görüşsek dahi bir tat alıp hazzına varamadık. Velhasıl kelam olmuyor. Hanı hep bahsederiz kıyametin alametlerinden. Alametler belirdi sanki güneşin doğup batışına hasret kaldık. Mikropların nerelerden nasıl geldiğini bilemedik. Kanser vardı unuttuk, verem vardı unuttuk veba vardı unuttuk. Unuttuk hepsini nasıl bir rezalete, nasıl bir çaresizliğe düştük. KORONA virüsü bir taraftan, diğer taraftan münafıklar, inançsızlar, saldırıyorlar her biri bir yandan. Fitne almış, sarmış etrafı, mikroptan beter. Kimi düşmüş sanki zevki sefasına kimi hala karmaşa yaratmak peşinde. Rahat gibi gözükse de insan kimse rahat değil. Yenmez olan altın başına almış gitmiş, yakıt nerde ise yarıya inmiş, çaresiz olmuş insan ne yapacağını ne yöne gideceğini bilmiyor. Rabbim'den gelen her şeye razıyız demişiz. Yine de içimizde bir korku, marketleri yol etmişiz bir günlük rızkımız için, ne alacağımızı bilmez olmuşuz. Zevki sefamı, cevricefamı anlamamışız. Birileri sürüklüyor sanki bize kanaatsizlik sanki yoksulluğa. Kendimiz kâni olmuş, teslim olmuşuz yaratana, ama nefsimizi hâlâ teslim edememişiz. Doyumsuzluk almış yürümüş kimse mutlu değil sanki, ehli tasavvuftan gayri. Hani nerde zenginin malı, doldursa da kileri yok ki garantisi yiyeceğine, yat sahibi de, kat sahibi de esir olmuş. Çıksada dışarı zevkalmaz etrafından vefa kalmamış, yok dosta güven. Çünkü dost bildiklerinde biçare bilemez olmuş ne yapacaklarını. Seven sevdiğinden kaçar olmuş. Sanki herkes kendi derdinde. Kıyametin alametlerinden biri değil mi seven sevdiğinden kaçacak. Sokaklar bomboş, ne kol kola gezen ne sarılan, ne de başkalarının ayıplanacağı bir harekette bulunan. Kendimize geldik yada yanlışlarımızı mı öğrendik. Özledik mi geçen eski günlerimizi. Değişecek mi adetlerimiz, dönecek miyiz o günlere? Naralar attığımız futbol maçları nerde. Düğünlerde kendimizden geçtiğimiz günler nerede. Nerede el ele tutuştuğumuz günler. Heyhat bir anı bir bir hatıra bir iz bırakırda sakin bir hayat yaşar mıyız? Yoksa günahlar içindeki günlere dönermiyiz bilemem. Geçen günlere keşke dememek için gelecek güzel günlerin muhasebesini çok iyi yapmalıyız. Başta dediğim gibi Müslümanların iki büyük bayramı, Ramazan ve Kurban biri orucun, biri Allah'a yaklaşmanın mükafatı. Bu bayramlarda da aylarca yıllarca birbirini görmeyenler, küs olanlar, dargın olanlar bir araya gelir, getirilir herkes birbirini görür.     Akraba ziyaretleri yapılır. Hasretlikler giderilir. Bayramlarda ve mübarek günlerde olmayanlara verilir yoksullar fakirler kimsesizler bulunur, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları giderilir. İşte iki küçük bayramda içinde bulunduğumuz imtihandan dolayı biraraya gelemedik. İnşallah bu ülkeyi yüce Allah bizlerden bu illeti bir an önce alır.     Bizlere bu bayramda bir araya gelir, Allah'a hayırlı kul birbirlerinin kıymetini bilen insanlar oluruz. Ramazan orucunu yine evlerimizde geçireceğiz anlaşılan camilere gidip teravih namazlarını beraber eda edemeyeceğiz belki de. Önemli olan önce sağlık. Sağlık olmadan hiç birisi olmaz. Bütün ibadetler sağlıkla ifa edilir. Sağlıklı olmak dinimizin emridir.
    Oruçlarımızı evlerimizde tutacağız dinimizin emirlerini inşallah evlerimizde yerine getireceğiz inşallah. Allah sağlık, sıhhat afiyetler versin, hasta olanlarımız, oruçlarını daha sonra sağlıklarını kazanınca kaza edecekler, tutamayacak derecede zayıf olanlarda karşılığını, imkanlarına göre verecekler, Allah’ın izni ile. Dinimizde ibadet belki namaz biraz vaktinden diğer vakit girene kerahet vaktine kadar tehir edilebilir ama oruç ibadetinin tehiri değil kazaya bırakılır ifa edilmek şartı ile. Şu güzel vatanımızda kardeşane yaşamak sağlıklı sıhhatli olmak cümlemize nasip eylesin rabbim. Derler ya atalarımız dünyada mekân ahirette Allah iman versin. En güzel mekân vatandır. Allah vatanımızın kıymetini bilenlerden, paylaşarak yaşayanlardan eylesin.
    Sağlıcakla kalın. Temizlik imandandır. Temiz olalım hastalıklara karşı tedbirlerimizi alalım.