Emin SALMAN


Aydın

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


     Aydının konumu  özellikle aydınlanma döneminden sonra  tartışılmaya başlanmıştır. Bunun kendine özgü nedenleri vardır. Her toplum; kendi kültür mirasını sonraki nesillere aktaracak, düşünsel açıdan gelişmiş beyinlere ihtiyaç duyar ve yaratır. Bu beyinler, o dönemin ve toplumun ürünü olmalarına karşın, daha ileridirler. Toplumun  sorunlarını algılama, çözümler önerme açısından daha dinamik ve aktiftirler. Bir nevi toplumun hamallarıdırlar.

     Aydınların var olan devlet ve ideolojisiyle uyuşma ve çatışma koşullarını iyi değerlendirmeleri gerekir.

     Ancak; entellüktüel düzeyde kalıp, toplumun  yaşam biçiminin dışında ve üstünde, kişisel doyumlar sağlamaya yönelik polemikler günümüz aydınlarının - özellikle az gelişmiş ülkelerde- en belirgin özelliği olarak karşımıza çıkar. Buna toplumsal yabancılaşma diyorum. Bu yabancılaşma sorununu aşmak aydının en büyük sorunu… Sorun olmaktan da öteye görevidir. Bu aşırı popülizm batağına saplanması anlamına gelmez. Popülist düşünceler üretmek ve o kulvarda gezinmek aydın sorumluluğu değildir.

     Aydın olmanın ilk kıstası;  ilerici olmasıdır. İleri bir toplumsal yapı istemesidir. Bununla da her ilericinin aydın olduğu iddiasında değilim. Bugünün mutlaklığı, değişmezliği ve geçmişin erdemleri ve özlemleri üzerine ahkam kesenleri aydın kategorisi dışında bırakıyorum.

     Toplumsal gelişme ve değişmelerin iniş çıkışları gibi aydında da  benzer özelliklere rastlamak mümkündür. Beklenmedik zamanlarda en keskin çıkışlar yapanların bir süre sonra hızlı dönüşler, korkaklıklar, ihanetler sergileyebilir.

    Aydın; her durumda nesnel gerçeğin savunucusudur.

    Aydın; her durumda objektiftir.

    Aydın; taraftır, gerçeğin, sadece gerçeğin tarafıdır.

    Aydın; resmi ideolojinin kıskacını parçalayan kişidir. Resmi ideolojinin olanaklarını aşarak üretir. Resmi ideolojinin safsatalarıyla ilgilenmez ve onun aracı olamaz.

    Aydın; güçlüklere göğüs gerer, ancak, şövalyelik yapmaz. Bireysel çıkışlar ve saplantılardan uzak kalır.

    Aydın; Başarılarını abartarak benlik kavgası yapmaz.

   Aydın; Kısa vadeli günlük sorunları küçümsemez veya abartmaz. Uzun vadeli sorunlara, amaçlara bu uğurdaki mücadeleye katkı verir.

   Aydın; yeni düşünceler üretir. Var olan düşünceleri bilimin kuralları içerisinde sistemleştirir.

   Aydın; toplumsal sorunlarla düşünsel olarak boğuşur. Düşünce üretmekle yetinmez; üretilenlerin özümsenmesi, yorumlanması ve yeniden üretimi ile kökleşmesi ve yaygınlaşması , etkinleşmesi için uğraş verir.

     Aydın; ürettiklerinin anlaşılabilir olmasına özen gösterir. Bu kullandığı dili avamlaştırması anlamına gelmez. Aydın; bir nevi dil bilimcidir. Kullandığı sözcüklerle dilin zenginleşmesine katkıda bulunur.  

                               Aydın; bilimi kendisine rehber olarak kabul eder. Dinsel ideolojinin mistikleştirdiği tabuları ret eder. Aydının düşünce dünyasında mutlak, değişmez düşünceler, tabular, dokunulmaz ”kutsal”lar yoktur.

      Aydın; hep mücadelenin içerisindedir. Dönek değildir. İhanet etmez. Muhbirlik yapmaz.

     Aydın; bir tekke şeyhi, onun, düşüncelerini paylaşanlarda müritleri  değildir. Çünkü; tekkeyi, şeyhliği ve müritliği ret eder.

     Aydın; eleştiriye ve öz eleştiriye açıktır.

     Aydın; düşünceleriyle teorik zenginlik ve berraklık yaratırken, kafalara soru işaretleri göndermeyi ihmal etmez.

      Aydın; düşünceleriyle egemen sınıf ve ideoloji için sürekli bir tedirginlik kaynağıdır. Egemen sınıfın kendisine sunacağı olanakları ret eder.

     Aydında; bireysel ve ulusal bencillik yoktur. Irkçı ve şoven değildir. Bireysel, ulusal aşağılık ve aşağılama kompleksi içerisinde olamaz.

     Aydın; olaylar ve nesnel gerçek karşısında çifte standart uygulamaz.

     Aydın; sahtecilik ve  sahtekarlık yapmaz. Sahicidir.

    Aydın; devlet yöneticilerinin uşağı değildir. Kalemini onların istekleri doğrultusunda kullanmaz. İdeolojisinin ve ideallerinin şaşmaz savunucusudur.

   Aydın; ezilen halkın dostudur. Kavgacıdır. Zalimlere ve zulme karşı kavgalıdır. Var olan sistemle kavgalıdır.

     Aydın; savaşa, şiddete, kan ve ölüme karşıdır. Yaşamdan yana tavırlıdır.

    Aydın; yaratıcıdır. Kopya etmekten sakınır. Var olan koşulların somut tahlilcisidir.

    Aydında bulunması gereken özellikleri kısaca aktarmaya çalıştım. Bu özellikleri hiçbir zaman  şematik olarak ele almamalıyız. Soruna bu açıdan bakmak  pratik olmasa da uzun vadede yaralı olacağı kanısındayım.

    Geneli özele indirgemeliyiz. Türkiye özeline…Bu ise ayrı bir çalışmanın konusu olup size ilerde ki bir çalışmayla yakın tarih örnekleriyle  bunu sunmaya çalışacağım.

     Türk aydını ne derece duyarlıdır ve sorumluluk sahibidir. Biçimsel çıkışların ardındaki öze ne kadar karşıdır ve dirençlidir?…Yeni bir toplumsal örgütlenme ve yapılanma ile ilgili önermeleri sistemleştirebilmiş midir?. . .

    Türk aydını; özgür müdür?. . . Özgürleşmesini istediği kitlelerden önce , kendisi ne kadar özgürdür?. . .

    Türk aydını; sistemin toplum üzerindeki baskılarına karşı çıkmadan önce, kendisinden kaynaklanan baskıları ortadan kaldırmalıdır. Bu en temel birinci görevi olmalıdır.

     Dünyanın değişik ülkelerindeki aydınlar, toplumlarının kurtuluşuna sınırsız yararlar sağlamışlardır. Onların bilinçli kararlı uğraşıları göz ardı edilemez. Kültürel birikime bir çok yapıt kazandırmışlardır. Gelecek nesiller için sayısız dersler bırakmışlar. Toplumlarının kurtuluşu için kimi sürgünde yaşamaya mahkum edilmiş…. Kimi hücrelerde ölümü onurla beklemiş…Kimi kahpece, hücrede katledilmiş…Kimi cellatların elinde ölümün son yolculuğuna çıkmış…

   Onlar; onurlarını, onurlarımızı, insanlığın onurunu korudular. İnatçı idiler.  İhanet etmediler. Dönekleşmediler…

    Aydın; onurdur. Aydın; dirençtir.

   Ancak ya!  Türk “ aydınları”?. . . .