Ramazan Kombıçak


Zamane Çocukları

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


Dönmek ne mümkün çocukluğumu çok özledim. Varlık ve yokluk arasında geçen ömürlerin tükendiği  geçen zamanın gelmesi mümkün olmayan ve hayatta yaşantının geri vitesi olmayan zamanı.  Saati durdurmakla, zamanı durdurmak mümkün mü?  Bağlayamadığın göl misali durmak bilmeyen su gibi. İşte o geçmişte yaşadığımız günleri çocukluk anılarını arayışta bulmak ne mümkün.

  Öyle tatlı günler ki geçti artık getirmek mümkün  değil. Aklıma geldi çocukluğum ne tatlıydı o günler belki diyeceksiniz ki ne tatlısı, at, öküz zamanı yoksulluk sefalet. Ama öyle değil hayatın tatlı yönleri yaşantının güzellikleri. Sevginin saygının, hürmetin olduğu zaman. İçinde bulunduğumuz an belki çağlara göre uzay ama ne mutluluk ne samimiyet var. Kalmamış büyük küçük.  Tanımaz olmuş çocuk ailesini. Elinde bir uzay makinası akıp gidiyor zaman su gibi sel gibi.

  Bir gün hiç unutmam ve hep hatırlarım oynamaktan, arkadaşlarımla çeşitli koşuşturmalardan sonra yorulmuştum. Halsiz ve mecalsiz biçimde eve geldim rahmetli anama açıktım dediğimde, bir yufkanın içine tulum peyniri birde soğan doğramıştı, derler ya top gibi bir dürüm.  Karnım doydu o gün bu gündür aynı denemeyi defalarca yaptığım halde tadını bulamadım. İçinde anamın elleri olduğu için mi çok acıktığım için mi. Yoksa bir ekmek arası kesmişmiydi, ama hadi yok şimdi. Ağzımızın  tadımı kalmadı malzemenin tadımı yok. Belki çok dana kaliteli ama bir türlü tadı, belki biz tat alamıyoruz artık yok. Mümkün mü geçmişi getirmek.

   Bağlanılanları koparmamak büyük küçük saygı sevgiyi geri getirmek. Önceleri yırtık gezmenin ayıp olduğu rengârenkte olsa anamızın elinden şalvarlara vurulan parçalar moda yırtık gezmek delikanlılık oldu. Sakalı yaşlılarımız bıraktıı gençlerimize onlara saygı duyardı. Şimdi gençler küpeli, sakallı oldu bizlerde sakalları onlara bıraktık. Gençler bilir yaşlılar onların peşinde gider olduk. Yaşlılarımız otururdu bir köşeye dinlerdi onlarda güzel, güzel anlatırdı.  Şimdi tersi oldu otur sen köşene ne bilirsin denir zamana geldik.

   Hakkımızda hayırlısı olsun dedik hayırlı olması için düşündük mü  hiç, çocuklarımızın önünde dedik mi hiç 2hatun uyar çocukları sabah namazına  dini diyaneti öğrensin2 dedik mi? Verdik eline bir uzay makinası oyna sen bununla dedik. Yeni doğan bebek yaşına girmeden telefon aşığı oldu. Dini gerici,  İmam Hatip okullarını yobaz diye öğrettiler. Bizim hicri yılbaşını bildirmedik onlara. Yılbaşında Noel eğlencesi yaptık onlarla her şeyi mübah gösterdik onlara. Tutmadık yavrularımızın elinden, cehennem odunlarını döktük önlerine kibritlerini de siz bulun dedik. Neyi verdik onlara ne bekliyoruz onlardan. Zamane evlatları dedik zamanı  onlara ayarlamadık. Onlar kendilerini zamana uyduydular.

  Bir türküdür mırıldanılır. “Ağla gönül ağlanacak zamandır". Gülecek halimiz yok, ağlamayada içinde bulunduğumuz zamandan ayıracak yer yok. Öyle bir nesil yetiştirilmeli yol Kur’an, resulü ümmet.  Vatan kıymeti bilen vatani için tek yumruk, hep beraber kardeşçe yaşayan bir nesil.  Geç olmadan zaman akıp gidiyor. Durdurmak ne mümkün. Geçmeyen ne bir gün bitmeyen ne bir ömür var. Kimi acı kimi tatlı  ama bu hayat böyle güzel bir gençlik iyi bir evlat tıpkı  sanatçının sanatı gibi emekle olur hizmetle olur. Atalar ne güzel demiş çocuk anadan olur. Baba dışarıda  ana ise evde olduğundan çocuğun terbiyesinden yetiştirilmesinden sorumludur ana. "Ana başa taç imiş. Her derde ilaç imiş  bir evlat pir olsada. İlla bir anaya muhtaç imiş". Sağlıcakla kalın evde kalın.