Vahit Doğan


 “TİMUR VE NASREDDİN HOCA”

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


Timur Anadolu’yu istila ettiği zaman girdiği yeri kırıp geçiriyor. Timur’un kasabalarına yaklaştığını duyan Kırşehirliler memleketin ileri gelenidir diye Hoca’ya gelip; 
--- Aman Hoca! Ne olursa senden olur. Şu zalimin elinden bizi kurtar! demişler.
O sıralarda da Timur ordusu gelip Kırşehir civarında çadır kurmuş. Hoca, kasabalının ricasını kabul ederek bir cesur adam istemiş. Bulmuşlar. Onunla:
--- 24 saate kadar çekip giderse ne âlâ, çekilmezse ben bilirim yapacağımı, diye haber göndermiş…
Adam zor belâ Timur’un yanına girmiş…
---Efendim, demiş. Nasreddin Hoca’nın selamı var. Hakan Hazretleri 24 saate kadar çekilirse ne âlâ, çekilmezse ben bilirim ne yapacağımı! dedi, diye Hoca’nın lâfını tekrarlayınca Timur’un garibine gitmiş, biraz da içerlemiş. 
--- Kimmiş bu Nasreddin Hoca? Getirin şunu bana! diye emir etmiş. Koşmuşlar, Hoca’yı yaka paça getirip Timur’un otağından içeri bırakmışlar. Hoca da:
--- Selâmünaleyküm, diye içeri girip kenarda bir yere oturmuş. Heybesini de yanına koymuş.
Az sonra, hoca, Timur’un nazarı dikkatini çekmiş olacak ki; sormuş:
---Sen kimsin? 
--- Kırşehir’den Nasreddin Hoca’yım! 
Adam unutmuş iki saat evvel verdiği emri. Yanındakilere sormuş:
--- Kim bu herif? 
--- Efendim! Az evvel hani size 24 saate kadar çıkarsa çıkar, çıkmazsa ben bilirim ne yapacağımı, diye haber gönderen adam.
--- Haa! O mu? Dedikten sonra Hoca’ya dönerek;
---Sen misin o, bana haber gönderen. 24 saate kadar çıkmazsa ben bilirim ne yapacağımı diye?
--- Evet efendim, benim. 
--- Çıkmayacağım işte! Ne yapacaksın? 
--- Sen çıkmazsan şehirden ben çıkacağım da! diye heybesini toplarken Timur alıkoymuş:
Rivayet odur ki bu lâtife üzerine Kırşehir talan ve tahripten kurtulmuş.
[Türk basınında “Şeyh- ül Muharririn” yani “Yazarların en kıdemlisi” unvanının sahibi, 70 yıl boyunca hemen hemen her gün köşe yazısı yazmış olan Burhan Felek’in  Milliyet Gazetesinde 1970 yılında yazdığı bir yazısından alınmıştır.]
**** 
Saklı Kalan Şiirler köşemizin bu haftaki şairi Hüseyin Alemdar. Şiirimiz çok eski sayılmaz bu sefer, 1996 yılından:

BARIŞ TÜRKÜSÜ
En çok da kuşla güzelleşiyor gökyüzü
kanat kanatla tokalaşınca bir mavide
bir çift güvercin havalanıyor gözlerimde
böyle güzelken gökyüzü
kuşlara barış densin.  

En çok da sevgiyle güzelleşiyor insan
el ele dokununca bir boşlukta
söyleyesim geliyor tüm türkülerini bir solukta
böyle güzelken insan
sevgiye barış densin. 

En çok da dostlukla güzelleşiyor yeryüzü 
can canla oturunca bir bankta 
ilk yaz yağmurları iniyor bir sağnakta
böyle güzelken yeryüzü
dostluğa barış densin.  

En çok da sevgiyle güzelleşiyor insan
yürek yüreği sarınca bir akşam
mutluluğa soyunuyor bir yaşam
böyle güzelken insan
sevgiye barış densin
sevgiye barış densin!