Emin SALMAN


     Sevgiliye Mektup-7

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


 Mektubunun cevabını beklerken aslında seni bana getirmese de; kokunu, nefesini, yüreğini bana taşıyacağını bildiğimden özlemim derinleşiyor. Gözüm yolda, artık nostaljide kalan zarfın uzatıldığı anın mutluğunu, hazzını yaşıyorum.
       Çok uzaklardan gelen haberin yanı başınızda her an sizinle olmasının anlamını yaşamayınca anlamanız imkânsız.
       Mektubunda sabırsızlıkla karşılaşacağım sürprizlere de kendimi hazırlamalıyım. Çünkü her cevabın duygu, sevgi yüklü olarak bana dönüyor. Ve sonsuz mutlu oluyorum. Senin yaşadığın hazzın,tadın benzeriyle…Hayatlarımızın farklı  yerlerde benzeşmeye başlamasının huzuru olsa gerek…Ortak hislere ulaşmanın,sükuneti yakalamanın,sessizce birbirimize akmanın ve rahatlamanın…
      Ömrünün, gençliğini ve baharını yaralı ceylan olarak farkında olmadan tükettiğini söylediğinde yüreğime saplanan ağrıyı ve hissettiğim acıyı tarif edemem.
      O yaralı ceylanın her gün yeniden hayata bağlanması, koşmaya başlaması ve sevgi tohumlarının filizlenmenin ötesinde boy verip serpilmesi umudumu ve sevincimi katlıyor. O ceylanın tutkulu sadakati ve bağlılığı benim yaralarımın ilacı oluyor. Belki de farkında olmadan birlikte iyileşiyoruz.
     Pencereden dışarıyı izlerken, her an karşımda görecek, önümden geçecek ve bakışlarıyla, gülüşüyle, ışıltısıyla ben buradayım diyecek gibisin. Benim hayat suyum oldun. Pencerenin önüne konan güvercinin masum, mahzun bakışlarında ve gözlerinde seni görüyorum. Sessizce bana yönelen sevgi yüklü, çaresiz bakışlarını… Biliyorum, ışıktan içeriye süzülmek, ben geldim diye kollarını açıp uçarcasına sarılmak… Ayrılığın yarattığı hüznü, acıyı sonlandırmak…
   Gülüşünü, ışıltını, bakışlarını hep yanımda taşıyorum. Her baktığım yüzde seni arıyorum. Her yabancı yüz sen oluyorsun. İçimi ısıtıyorsun, aydınlık ve ışık veriyorsun. En küçük hüznün bana yürek sızısı olarak dönüyor. Derin bir acı yaşıyorum. O canlı, hayat veren yüzündeki gülümsemenin hiç eksilmemesini istiyorum ve diliyorum.
     Eyy Sevgili…
     Karanlıkta bir ışık gibisin
     Yarım kalan bir hikayenin
     Tamamlanan bütünüsün
     Derin bir duygu selinin
     Aralanan kapısısın
     Varlığınla umut oldun
      Beni bilinmezlik âleminden çıkardın
      Yaşam, aslında yaptığımız ve yaşadığımız hataların toplamıdır. Biz, o anları farkında olmadan yaşarız.Ancak,yaraları ve etkileri sonradan ortaya çıkar.Tükettiğimiz ömrümüzle birlikte geriye dönüp baktığımızda anlamsız serzenişlerde bulunuruz. Bu nedenle suçlu aramıyorum. Kendimizin işlediği hatalardan dolayı başkalarını sorumlu tutmanın ve suçlamanın anlamı yok.
     Çocukluğumun masumiyeti, gençliğimin çıkarsız beklentisi çok gerilerde kaldı. Geçmişin ardından sadece hüzünle bakıyorum. O hüznün bugün yüreğime ve hayatıma aydınlık olarak dönmesi, yaşama olan inancımı ve bağlılığımı arttırması belki de hatalarımın tesellisidir.
       Aaah Sevgili…
       Geçiyor zaman
     Tut o zamanı gönder bana
     Yaşayayım seni doya doya…
     Sevgili…
     Bizler, her zaman yaşadığımız yüklerin altında çırpınan, birer ölü canlarız. En küçük yakaladığımız ışıktan süzülmeye çalışan hayaletler gibiyiz. Geçmişin hayaleti, bugünün gerçeğiyiz. Seninle var olmanın gerçeği… Bu gerçekle her an birlikte olmanın ve yaşamanın verdiği huzurun ve mutluluğun tarifini sözcüklerle benden isteme… Sözcükler bazen yaşananları anlatmaya yetmez…
     Cevabını en kısa süre de özlemle bekleyeceğim.  
    Sevgiyle kal… Sevdanla kal…                                                                                            SALMAN