Ramazan Kombıçak


  NEREDEN NEREYE

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


Dünyaya ilk adımımızı ana karnından ayrılıp çıplak olarak merhaba deli dünya, beni sevdiğimden çile çekmeden, dokuz ayını tamamlayıp bu dünyaya adım attık. Çıplak örtüsüz çaresiz korkarak başımıza ne geleceğini bilmeden anamızdan ayırdılar bizi.

   Çaresizlik dedim elimiz bir şeye varmaz gözümüz görmez hayretler içinde asıl dünyadan koparılıp üzerimize bir beyaz örtü ile yine ayrıldığın ana kucağına verilip, onunla beraber olunca susmaya susturulmaya çalıştık. Başımıza neler geleceğini bilmeden kaderin bizlere Rab tarafından nasıl yazıldığını, ne çileler ne cevri cefakâr çekeceğimizi bilmeden büyümeye, sevilmeye, okşamaya, kıllanmaya başladık. Elden ele dolaştırıldık. Hoplatılıp zıplatıldık. Dünyalar tatlısı olduk. Yemediler yedirdiler, giymediler giydirdiler. Sabahlara kadar başımızda uykusuz ninniler söylediler. Hastalandık hatta  bizler için, sağlığımıza kavuşmak için canlarını bile gözlerini kırpmadan canlarını, kanlarını verecek kadar. Sonsuz bir sevgi içinde imkânları dâhilinde bizleri en güzel biçimde yetiştirmeye çalıştılar ve yetiştirdiler.  Biraz kendimize geldik bizler onlardan tatlısını onlardan sevgilisini görmedik.

   Diş çıkardık sevindiler, emekledik sevindiler, her hareketimizle mutlu oldular. Yüzler, gözlerinin içi güldü.  Belirli yaşa geldik babamız anamız her şeyi bilir onlardan güçlü  kimse yok bilirdik. Biraz daha büyüdük, bizlere onlar kadar bilir olduk. Biraz daha zaman geçti delikanlılık çağımız geldi. Kanımız tabiri caizse dikine atmaya, her şeyi biz daha iyi bilmeye başladık. Hatta ta ki biz onlardan daha iyi bilmeye onların hiç bir şey bilmez olduklarını  gördük. Hayat bu işte bu kadar uzun hiç diyecek kadar kısa etrafına bakıp her şeyden yaşadıklarından hayatın bölümlerinden ibret alınması gerekmez mi?

  Hayat işte ibretlerle dolu bölüm, her bölümde bir imtihan her imtihanın da bir sonucu vardır. Bütün sonuç ve netice biz insan için. Hiç bir şeyi değiştirmeye gücümüz yetmez sadece güzel bir ahlakla huylarımızı kontrol ederiz, anne ve babalarımızın ne kadar kıymetli olduklarını bilelim, keşke demeyelim. Başımızda onlar olduğu müddetçe hayır dualarını alıp onları hayırla yâd edelim.

4. Sure (Nisâ Suresi), 36. Ayet

Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez."

   Ana bir bağdır yemesini bilene, baba bir karlı dağdır  yaşlanmasını bilene. Dünya iki kapılı bir han birinden geldik birinden gideceğiz. Bu dünyadan, güzel göçenlerden eylesin. Geldiğimiz gibi çıplak ve nasip olursa bir beyaz örtü kefen giyeceğiz.  Topraktan geldik toprak olacağız.  Bize bu ömrü veren Rabbimize hamd-ü senalar olsun bu hayatı imkânları dâhilinde yaşayan ebeveynlerimize teşekkürler edip onların kıymetlerini bilelim. Ömür onları ne yılda bir defa kutlanacak kadar kısa olan bir  gün, ne de belirli günlerde mezar başlarında onlara bir Fatiha okuyacak kadar kısadır.

Ömür  bir var olup, birden yok olma anıdır.