Ramazan Kombıçak


   Dünya Hali

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


Yine gitti ömürden bir yıl,  hayal kurmakla geçti ömür. Nefsin peşinden koştuk durduk. Bir defa demedi nefis seni de yorduk. Hep koştuk durmadık, ne sevdalar, ne fırtınalar geldi geçti. Dur diyemedik ki nefsimize düştük peşine daldık yarış  dünyasına yarıştık durduk.
   Ne başkalarına nede bize yar oldu önümüzde bir set arkamızda bir set koştukça koştuk peşinden yetişmek için.
    Ne hakka yakın kul ne de hayırlı bir yol bulamadık. Hep bahanelerle geçti ömrümüz.  Belki bir gün, belki bir gün dedik. Ne o günler bitti nede biz durduk.
    Sermayemiz oldu havai heveslerimiz, ne birimizinki oldu nede ikimiz birimiz. Ne hancı nede yolcu olduk. Sanki yetişiriz sandık emelimiz hep yakın gibi gözüktü.  Biz yoğrulduk serabın peşinden gitmekten.
      Ufuklara uzattık elimizi aha değecek dedik. Ne zaman yetişti, ne de biz. Çocukluğumuzda başladık oyuncaklarla oynamaya. Büyüdük yine oyuncakların içinde yoğrulduk.
    Mal, mülk servet hepsi birer sevda. Uzat elini alabilsen göçerken dünyadan.  Bir tas su dökerler uyanırsın bu rüyadan.  Sarmış olurlar seni sanki karabasan çökmüş üstüne uyanamazsın. 
    Hayal geride gerçek ileridedir artık. Korlar musalla taşına.  Melekler birer birer gelince başına. Ne cevap veririz bilmem ki.
    Öyle geçer zaman ki ne farkına varır ne de biliriz hayat bir sevda dalmışız sevdaya bürümüş içimizi hırs. Yolda boş yordamda boş. Bir eğlence sanki bir oyun, işte geldik işte gideriz. Ne var dağarcıkta gerisi boş. 
   Her şey bir ömürden ibaret günümüz çilesi bize her şeyi unutturdu. Yoğrulduk yoğruldukça bize bu bela bu musibet Rab den geldi biz ona kul olamadık, o da bizi yoğurdu bu dünyada bu teknenin içinde. Öyle  buyurur yaradan kulumun eceli geldiği anda bir hastalık hâsıl ederim. Eğer o kulumun eceli gelmiş ise ağır, ağır önce ağzının tadını alırım. Sonra gözünün nurunu, sonra vücudunun gücünü dermanını alırım o kul çeker derdini, Eğer eceli gelmiş ise hayatı son bulur. Adi hastalık olur hatırlamaz bile Azrail’i, bahaneler anlatılır durur.  Yok, kulumun eceli gelmemiş ise onun ağzını tadını, gözünün nurunu vücut azalarının gücünü geri kendisine veririm  ömrü kadar yaşar. İlaçlardan bilir şifasını,  buyurur. Bu gün öyle değiştirildi bir Covit-19 bir şey bilmez hatırlatmaz oldu ne ağzımızın tadı ne gözümüzün nuru kaldı. Çekildik imtihana da hatırlamadık bile bizi yaratanı.  Kurtardık on, on beş  gün ile hayatı. Bilemedik ki hayatın bir imtihan olduğunu. Vücut azalarımız  yerine geldi bizi yaratan kulum senin  biraz daha ömrün var, göreceğin günler yaşayacağın hayat var dedi. Bakalım Bundan sonra hatırlayabilecek miyiz yaşantımızı yine aynı sele kapılıp, aynı düzen devam edecek miyiz?
  Bir gün ileriye emel peşinde  iken küçücük bir virüs  karşısında içeri hapis olup aileyi bile terk etmek, ne kadar acı Değil mi? Dünya nimetlerini bile ayırmak, aileden  çocuktan  çocuktan, saklanır gibi kaçmak bu gün bir ibrettir imtihan değil mi? Yaşantımızı değiştiren bir korona değil İlahi rahmanın bizi bir imtihanı diye hiç düşündük mü . Ölmemek için çareler aradık, derman bulmak içinse eşe dosta danıştık, Rabbim senden geldi dedik mi.  Yok ki onun bize ihtiyacı.  Bizim imtihanımız görecek günleriniz, daha oynayacak çok oyunlarımız.  Kendilerimize göre kurmuşuz bir bahçe, bir oyun alanı oyalanıp duruyoruz. Kimimiz hiç zevk almaz, kimimiz dalmışız nefsimizin peşine koşar olmuşuz, kaçar olmuşuz. İşte bütün bu çilelerden Alla a sığınalım.  Gelişin gidişi, yolun sonu vardır. Rabbim bizi ülkemizi bu illetten kurtarsın emelimiz gibi ecelimiz de güzel olsun bu dünyada bizim cenazelerimizi kaçar gibi götürmesinler.   Ömür bu kadar kısa ayrılık  ne acıdır. 
   Ağlayarak geldik ağlayarak gitmeyelim. Yaratana kul olalım bilelim ki gerisi boş, hayat kısadır. Virüs hep mutasyona uğruyor hastalık hızla yayılıyor. Ya bizler mutasyona uğramadık  mı? İşte bu dünyanın imtihanı bu gün bu olsa gerek.
  Sağlıcakla kalın esen olun.