Özcan şimşek
21.04.2020 13:32:41
Keyifle okuduğum bir yazı. Emeğinize sağlık. Teşekkürler.

Özcan şimşek
25.04.2020 09:33:54
Bu yıl ki buruk geçen 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramını en iyi anlatan bir yazı diyebilirim. Harika bir yazı. Teşekkürler.


Vahit Doğan


23 Nisan Şenliğin Çocukları

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


  “23 Nisan 1920… 
Kırk bin nüfuslu Ankara şehrinde o gün bayram vardı. Adı dillerden düşmeyen bir Mustafa Kemal Paşa, milleti ile kenetlenmiş, İstiklâl için bayrağı çekmişti. O gün Ankara’nın tozlu yolarında yürüyenlerin çoğunun kucaklarında kiremitler görülüyordu. Millet Meclisi’nin toplanacağı ilân edilen eski İttihat Terakki Fırkası kulübünün, tek katlı olan ve daha tamamlanmamış binasının damında kiremitsiz yerleri doldurmak için…” 
23 Nisan’ın bugün 100. yıldönümü. Coşku belki sokaklarda, stadyumlarda, okullarda yaşanamayacak ama içimizden kopan bu coşku, yalnızca evlerimizde kutladığımız bu bayram, hüznü barındırdığı için belki de hiç unutulmayacak.  
“… Artık Büyük Millet Meclisi’nin üstünde bir kuvvet mevcut değildir.” (Atatürk) 
1920 Türkiye’si için bu sözün manâsı büyüktü.
Bu söz bir tarih köprüsüdür; bu köprünün bir başında malikâne ve reaya, öbür başında millet ve vatan var. Dünyaya kılıç çekmiş Anadolu halkı, Atatürk ve onun arkadaşlarına tutunarak, işte bu köprüden geçtiler. Büyük Millet Meclisi, bu merhalenin büyük müessesesidir. O gün, milli iradenin, tek ve yegâne elde toplandığı gündür. Çocuk Bayramı, Türk çocuklarının günüdür; ve ilk bakışta birbirleriyle ilgisi yok gibi görünen bu iki bayramın, gerçekteki derin yakınlığını sezmemek mümkün mü?
23 Nisan’da, kendi bayramlarıyla birlikte, bir de ulusal egemenliğimizin şenliğini yaptığımızı gören çocuklara şunu söylemek istiyoruz: bu toprakta bir tek hakim var; o tek hakim de millettir. Bu hâl, bugün için çok tabii gelir. Fakat bunu korumak için, milletin iradesini hakim kılmak için babalarınız kan dökmüşlerdir. Ulusal Egemenlik, gazilerin ve şehitlerin yadigârı olarak nesilden nesile aktarılacaktır. Bunun korunması, yarın size düşecektir…” (Kemal Zeki Gencosman, Ulus Gazetesi, 1942)
Yukarıdaki satırların yazıldığı yıl bu bayramı kutlayanların çoğunluğu hayatta bile değil, ama onların torunları 100 yıl geçse de bu coşkunun bugün olduğu gibi ilerde de devam etmesini sağlayacaklardır. 
Birkaç yıl öncesine kadar TRT’yi seyrederken eskiden Çocuk Şenliğine katılmış çocuklarla yıllar sonra tekrar buluşarak çocukluklarındaki bu iz bırakan anları anlattıkları “Şenliğin Çocukları” isimli bir program vardı. Ve ben bu programı biraz da o çocuklara imrenerek büyük bir heyecanla seyrederdim. Bu arada 23 Nisan’ın TRT ile birlikte kutlanması ve dünya çocuklarının katılımının sağlanması bildiğim kadarıyla 1979 yılında başlıyor. 
“1920 tarihi, Türk Milletinin alnında damla damla ter, göğsünde kan, dudaklarında feryad, içinde isyan, bileklerinde parçalanmış bir zincir olduğu halde, Anadolu’dan başkaldırarak; dünyanın öbür ucuna kadar bağırdığı yıldır. Bizim kadar korkunç emrivakiler geçiren hiçbir millet yoktur ki, tarihin mezarına ve sayfalarına gömülmüş olmasın.” (Anadolu Gazetesi, 1944) 
Çocuğa en çok yakışan mevsimdir bahar,
Bahar çocuktur,
Çocuk, çiçektir.


Saklı Kalan Şiirler Köşemizin bu haftaki misafiri daha önce de bir şiirini yayınladığım Hüsamettin Olgun. 1994 yılına ait bir şiir.
NİSAN ÇOCUKLARI
Doğuş senfonisi eşliğinde 
Işıklı sema gösterileri
başlar doğada.
Ulu bir nehrin gözyaşlarıyla
yıkanmış bedenler
ısınır birden; 
nisandır gelen 
Çifte bayram yaşanır
Bu toprağın nisanlarında.
Çocukça bir sevincin
Bayrakları gibidir
çiçekler…
Bülbül en güzel ötüşü için nisanı bekler.
Yağmur sonrası çıkan güneşin
Işınları yansır
gözlerinde.
Yüzlerinde bahar dalları gibi açar
gülücükler…  
sevginin bereketini 
belli ki nisan yağmurundan almış 
nisan çocukları.