Çerkez BOZDAĞ


GÖNÜL DOKTORU


Muhabbet kuşum sustu, artık “Aşkım!” demiyor.
Sensiz nefes almayı yüreğim istemiyor.
Deme ki: “Benden değil, talihinden hesap sor.”
Yokluğunla yaşamak ölümlerden zor bana.
 
Çatımızdaki kumru yuvasını terk etti.
Yem verdiğin güvercin yokluğunu fark etti.
Böyle eşsiz sevdadan söyle kimler çark etti?
Kaçıp gitmen az gelir, bin bir hançer vur bana.
 
Her an seni bekliyor ağıldaki kuzular.
Bağda üzüm yaprağı varlığını arzular.
Şavkına hasret kaldı göldeki billur sular.
Evim, obam, bucağım inan sensiz dar bana.
 
Sensizlikten usandı, bal yapmıyor arılar.
Al elmalar hep küstü, matem tutar sarılar.
Umut atım rüyamda yâr yolunu yarılar.
Erikler boyun büktü, ağıt yakar nar bana.
 
Hani başında taçtı tarladaki buğdaylar?
Can alan hasretinle geçti seneler, aylar.
Hâlâ benimle inler kaçıp gittiğin raylar.
Yürek yangını oldu dağlardaki kar bana.
 
Bahçelerde, bağlarda ne cevizler kırmıştık.
Mutluluk gülü için yüce dağlar yarmıştık.
Sevdalılar yurduna elde çiçek varmıştık.
Her gün ölmek ne demek, hiç çekinme, sor bana.
 
Sensin “gönül doktoru” Çerkez adlı hastanın.
Yolunda ateş kaynar vefa bilmez postanın
Parlayan güneşi ol ömrümdeki son tanın.
Sevdamızı çiçek yap, merhem diye sür bana!