Soner ARISOY


Kalp İnsanın Özüdür



Dünyadaki tüm varlıklar Allah’ı zikir halindedir. Yaratılışı öyledir. Hayvanlar, bitkiler, insanlar… Peki, insan nasıl zikir halindedir? Öncelikle şunu belirteyim: Allah, insana kullanabilmesi için yaratmış olduğu vücut içerisine bir beyin koymuş ve düşünüp bir şeylere karşı tasarrufiyet kullanabilmesi için de akıl vermiştir. Yaratılmış olan vücut içerisinde birçok organ var. Ancak bu var olan organlara insanın herhangi bir yetkisi yok, işleyişine karşın.
            Bir insan kendi iradesi ile böbreğinin işleyişini durduramaz, safra kesesinin görevini kendi iradesi ve tasarrufu ile ‘Sen çok yoruldun, dinlen biraz!’ diyerek, durduramaz. Hele ki kalp… İşte… Allah, insanı yaratmış ancak her yetkiyi vermemiş. Bizlerin, organlarımızın zikir halinde olduğunun idrakinde olmamız gerekmektedir.
            Tüm bu sebeplerden, kalp her atışında ‘Allah’ diyerek atar. Yani insan yaşadığı süre boyunca her daim zikir halindedir. Bu güzelliğin özüne inen tüm perdeleri sırasıyla aralar ve işte o zaman O’na ulaşır. Ancak insan her daim Allah diyerek atan bir kalbe zulmetme gayretine düşmüş bulunmaktadır. Halbuki öz olarak her insan iyidir.
            Neden mi? Çünkü her kalp Allah diyerek atar. Kalp ise insanın özüdür. Özünde Allah olan, kötü olur mu? İnsan, özü arama gayreti içerisinde olmalıdır. Kendi özüyle hemhal olmalıdır. Onu aramalıdır. Gayreti o yöne doğru olmalıdır ki gayeye ulaşabilsin. Peygamber Efendimiz (S.a.v) ‘’ Şunu da bilin ki, insan vücudunda bir et parçası vardır. O düzgün olursa bütün beden düzelir; o bozuk olursa bütün beden bozulur; azalar ona tâbidir. Dikkat edin o et parçası kalptir.’’ (Buhari, iman,39) buyurmuştur.
            Âlimlerimiz bu hadisi delil göstererek aklın, kalpte olduğunu ifade ederler. Kalp; bedende maddi vücudun da, maneviâlemin de lideridir. Lider düzgün olursa yönetimi de düzgün olur.
            Bedenin sultanı olan kalp,  Allah’ı zikretmekle ihya olup, nura kavuştuğunda, bütün uzuvlara isabetli emirler verir. Neticede kul, Hakk’ın razı olduğu bir kıvama erişir. Nitekim Cenabı Hak, Ra’d suresi, 28. Ayette ‘’…Bilesiniz ki kalpler, ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.’’ buyurarak konuya dikkat çekiyor. Bu sebeple mürşid-i kâmiller, gönüllerin her fırsatta ve devamlı olarak Allah’ın zikriyle meşgul olması gerektiğini söylerler. Cenabı Hak bizleri ibadet ve zikirle kalbini diri tutan, hüsnü hatime ile tevhid ve iman ile kendine kavuşanlardan eylesin. Amin.