Soner ARISOY


Kutlu Doğum ve Biz


            Bana bu satırları yazmayı nasip eden Allah’a hamd olsun. Yoluna canlar feda edilen, uğruna âlemler yaratılan, nur yüzlü, gül kokulu efendimize salatu selam olsun. Canım, cananım, sevdiceğim, bir tanem, yârim, yârenim…   
            Daha dünyamıza gözlerini ilk açışında düşündün bizi ve "Ümmetim, ümmetim" diye sızladın, ağladın, yalvardın. Kalp ülkesini ve dünya devletini aynı ihtişamla kurup hasır üstünde geceleyen âlemin sevgilisi sensin! Ey Nebi! Bizim gülümüzsün, bizim hayat suyumuzsun ama hayat suyumuzu kurutmak, hayat gülümüzü koparmak isteyen, karanlıkta kalmış ruhlar var ve onlar, sırtımızda ve onlar karşımızda. Bir bir kırılıp dağılsa da kuleleri, yeniden yeniden dikiyorlar kaleleri karşımıza. Yürekler, senin hasretinle kavrulan, kurak bir çöl. Hem yetîm hem öksüz kalan bıraktığın emânetler, ellerimizde âdetâ bir kor...
            Bilekler kırık ve gönüller yıkık. Renkler soldu yâ Nebî...
            Çiçekler açmıyor eskisi gibi...
            Müşrik aynı müşrik, mü’min değişti...
             İbâdet ama nefse, kıble değişti. Biz dünyayla doldurduk kalbimizi...
            Dünyanın dört bir yanında mü’minlerin yarası kanarken ve açlıktan nefesleri kokarken, biz, rahat yataklar içinde Allah’a uzattık onlara uzatmadığımız ellerimizi...
            Kalp, Allah’ın evidir. Oysa, sâdece O’nun olan mekân, sadece O’nsuz şimdi…
            Yine garip kaldık şu dünyada. İnsanlar, insan olma gayretinde değil. İnsanı hayvandan ayıran vasıflar bugün, insanı insandan ayırmakta...
            Zannederdim ki insan, ruh cesetten çıkınca ölür. Oysa, şu gördüğüm ne hazin manzara. Toprağın üstünde de cesetler var, altında da. Ruhlarını öldürüyorlar bilmeden ve gömüyorlar en derin çukurlara...
            En derin çukurlar, en yüce doruklarla bir oldu. Nur ile kir, bugün aynı kaba kondu. Dün Hakk’a çağırırken ecdad, evlad bugün bâtıla koştu. İman sustu. İman susunca, küfür coştukça coştu. Mazlum dinledi, zalim konuştu. İnsanın içi alev alev yanarken susmak ne kadar acı...
            Hakk’tan uzaklaşanlar hep bâtılla doldu. Muhabbet gülü sararıp soldu, gülzarın kargalara yuva oldu. Bülbül, gülün sesidir, sevda gülün hayat suyu...
            Sensiz çöl oldu dünya güller sararıp soldu.. Hani, kuru bir ağaç parçası feryâd ediyordu firkatinden, eğer şefkat elin dokunmasaydı ona, kıyâmete dek ağlayacaktı hasretinden.
            Ya biz...