Avşar CİHAN


Millet Bahçesi ve Sadi Irmak


         Çınar Kırşehir'in dünkü manşetini bilmeyenlere hatırlatmada bulunayım.   Mimarlar Odası Kırşehir Temsilcisi Mehmet Kurt, gazetenizde yer alan Ahi Stadı'nın yıkılarak yerine "Millet Bahçesi" yapılması önerisine tam destek verdi.
         Çınar Kırşehir Gazetesi'ne gelen Başkan Kurt, "Millet Bahçesi"ne neden destek verdiğini açıkladı.
         "Yeşil alan kalmıyor" diyerek gerekçelerini sıralayan Başkan Mehmet Kurt'un söylediklerini seçim sonrasında köşeme almak istiyorum.
         Elbette, ortaya çıkacak seçim tablosu da bu isteği farklı şekillendirebilir.
         Kırşehir'in beton yığınına çevrilmemesi gerektiğini Yeni Hükümet Binası sırasında ortaya koymuştuk.
         Ancak, bazı kesimlere ve bir vekilimize derdimizi anlatmakta zorlanınca, maalesef eski Hükümet Binası yerine Yeni Hükümet Binası'nın yapılmasına karar verildi.
         Aynı hatanın Millet Bahçesi'nde yapılmamasını istiyoruz.
         Bu nedenle seçim sonrasında konuyu tekrar sütunlarımıza taşıyacağız ve herkesin üzerine düşeni yapmasını isteyeceğiz.
         Önceki gün, Kırşehir Belediyespor'un bir taraftarıyla karşılaştım.
         "Hocam, Millet Bahçesi önerinizi destekliyorum. Ahi Stadı'nın yıkılarak yerine yeni bir stadın yapılmasını istiyorduk. Gecikildi. Bu gecikmede de bir hayır vardır. Demek ki, burası Millet Bahçesi olacak" sözü bendeki karamsarlığı dağıttı.
         Sonuç olarak, Kırşehirliler, buranın "yeşil alan" olarak kalmasından o kadar mutlu gözüküyorlar ki, yapılacak tek şey, Ahi Stadı'nın yerine "Millet Bahçesi"nin yapılmasıdır diye düşünüyorum.
         Bekleyip göreceğiz...
Ben Kimim?
         Çok hoşuma giden bir yazıyla siz Çınar Kırşehir okurlarını baş başa bırakmak istiyorum:
         "İstanbul Üniversitesi'nde öğrenci olduğum sıralar, okul duvarında bir ilan gördüm: "Avrupa'ya talebe yollanacaktır. ”Allah Allah, dedim! Ülke yıkık dökük, her yer virane, Lozan yeni imzalanmış, bu durumda Avrupa'ya talebe… Lüks gibi gelen bir şey…Ama bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz. Benim ismimin yanına Atatürk, “Berlin Üniversitesi'ne gitsin.” diye yazmış.…Vakit geldi, Sirkeci Garı'ndayım; ama kafam çok karışık. Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı? Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir posta müvezzi ismimi çağırdı. “Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir telgrafın var.” Telgrafı açtım, aynen şunlar yazıyordu: “Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz.” İmza: Mustafa Kemal
         Okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım. “Şimdi gel de gitme, git de çalışma, dön de bu ülke için canını verme” dedim. “Düşünün 1923'te o kadar işinin arasında 11 öğrencinin nerde, ne zaman, ne hissettiğini sezebilen, ona göre telgraf çeken bir liderin önderliğinde bu ülke için can verilmez mi?”Çok başarılı oldum. Ülkeme alev olarak döndüm. Önce İstanbul Üniversitesi Genel ve Beşeri Fizyoloji Enstitüsü'nü kurdum. Kürsü başkanı oldum. Daha sonra ülkemin başbakanlığını yaptım. Ben kim miyim? Ben sadece iki satırlık bir telgrafın yarattığı bilim adamıyım... Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak."