Hamdi ŞAHİN


Başparmaklılar Ülkesi


         Gündemimiz yine yoğun; her zaman olduğu gibi.
         Önce İdlib’e keşfe çıktığı haberleri geldi ordunun, bekliyorduk.
         Beklemediğimiz aradan bir gün geçtikten sonra geldi.
         Vize konusu açıldı, açıldı ama kapanmak adına.
         Demek ki ülkeler arası siyasette makyevelizm her daim dimdik ayakta.
         Menfaatler çakışınca yönler hemen şaşıyor.
         Daha 15-20 gün önce "Hiç olmadığı kadar yakınız" diyenlerin de ibresi döndü.
         Şimdi ağızlarına pelesenk ettikleri laf "Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra en soğuk dönemimiz.’’
         Hemen ısınmıştık, yanıyorduk! Birden soğuk girdi; hem de en sertinden.
         Bizim medya etiğimizin sorunlu olduğu çıkıyor bunlardan.
         Uluslararası ilişkileri sorgulamadan sadece tek kare fotoğrafa göre ahkam kestiğimiz yorumumuz, popülizmden başka bir şey değil.
         Sanki hep borçlu ezikliğiyle yaklaşıyoruz olaylara.
         Hep bir yalakalık derdindeyiz.
         İcraatı övmek icraatsızlığı yermek bize göre yanlış! Doğrusu ya hep eleştirmek ya hep yağlamak.
         Asillik kalıyor mu o zaman sende, dimağında.
         Dimağ asildir aslında, düşünürsün sayesinde fikir beyan edersin.
         Akıl önemli; ya başparmak?
         Geçenlerde okudum o daha önemliymiş.
         Başparmağın diğer parmaklarla birleşmesi iş yapacak hal alması, diğer canlılarda yokmuş.
         Mesela buradan yola çıkarak diyebilir miyiz? Amerika, "Başparmaklılar Ülkesi" ya da diyebilir miyiz ki "Doğulular Dimağlılar Ülkesi."
         Deriz bence! Amerika pragmatist yani yararcı yani bugün sana "tu ka ka" dese yarın hiç bir şey olmamış gibi davranabilir.
         Biz ise dimağ ve gönül ülkesiyiz, duygusalız.
         Kırşehirlilere sorun yüzde 90’ı Amerika’ya kötü düşman der, aradan 1 yıl geçsin olumlu şeyler yaşansın iki ülke arasında dönün yine sorun yine yüzde 90 hiç güvenmez.
         Komplo kurmaca olabilir ama çok aşırı olduğumuzu düşünüyorum o konularda.
         Bizim medyamızda insanımızda bunları ters köşe yapacak akıllara ihtiyacımız var.
         Duygusallığımızla komploculuğumuz bize kaybettiriyor maalesef.
         Ne mi oluyor o zaman; günlük düşünüp günlük plan yapıyorsun.
         Karşı tarafın planları zaten öncesel, sen bir de günlük düşününce oltaya geliyorsun.
         Kabul edelim ki "Başparmaklılar Ülkesi", dünyanın en büyük gücü.
         Ama ona bile galebe çalabilecek enstrümanlarımız var aslında; İncirlik'te küçülme gibi ya da  Suriye ya da K. Irak’ta ABD’nin menfaatlerini düşünmeme gibi.
         Bunlar zor şeyler tabii, dış siyaset kıldan bir denge, adımlar sağlam başparmaklar işlevsel olmalı.
         Dediğiniz düşündüğünüz şeylere önce devlet aklı inanmalı.
         Klavye delikanlıları gibi düşünürseniz kabilelik bir eğilim gösterirsiniz.
         Şu an ergen bir gence dahi sorsan Amerika’yı  fethetmek derdinde olabilir.
         Bizim yapmamız gereken A-B-C planlarını yapıp ve önceden yapıp olaylara ve geçen yıllara göre inove etmemizdir.
         Yoksa bu yıllar öncesinin planlarını yapan ülkelerin bir sonraki adımı mahrum bırakma yani ambargo yani izole etme olabilir.
         Bunlar aklımızın bir köşesinde olmalı. Çünkü iki gün önce  vizelerin kaldırılmasına da kimse inanmazdı.