Hamdi ŞAHİN


??Lifli Kavun??


         3-5 günden beri sert bir kış öncesi havası var!
         Gökyüzü hep kara.
         Havalar da erken kararınca kışa mahsus sokak lambaları hissedilmeye başlandı.
         Yani insanı düşünmeye, kendini dinlemeye sevk edecek olan duygusal mevsimler başladı.
         Yaz aylarının tüketenliğinden soğuk ayların üretkenliğine geçiş vakti artık.
         Danıştay’ın yaz saati kararı bile bizi etkilememeli. O  da yasal olarak çözülecek haberi anında geldi zaten.
         Her yerden mevsim sonbahar olunca yağmur, sel haberleri geliyor.
         Biraz uzunca, biraz karmaşık, biraz şaşırtıcı artık yağışlar.
         İstanbul’un bu konu da Londra’dan, Paris’ten, New York’tan geri kalması mümkün mü?
         Değil elbette! Selde, soğukta, sıcakta hep ileride olmalıyız.
         10 gün önce çok sıcak, 4 gün önce soğuk, şimdi yine soğuk.
         Kırşehir’de öyle, sıcaklık değerleri açısından ancak eksik olan yağış.
         Az alıyor Kırşehir yağışı!
         Kırşehir'e baktığımızda Kayseri-Ankara arasındaki sıkışmışlığı sadece ekonomiksel olarak değil fiziksel olarak da yaşıyor.
         Nasibi böyle demek ki.
         Başka nasibine düşenlerde var bu ayın; mesela nezle, grip, bronşit hepsi kafadan direk bizde.
         Göze görünmeden aciz ciğerlerimize yerleşiveriyorlar.
         Yaz meyveleri bile çare etmiyor bu maskeli gözükmez hastalıklara.
         Meyveler demişken üzümün çekirdeği büyüdü, fark ettiniz mi?
         Yani artık üzüm değil pekmez olmalıyım işareti bu.
         İşaret güzel! Kırşehir olarak biz de pekmez şehri olduğumuza göre asisti gol yapma zamanı.
         Hastalıklara deva bir melet pekmez, su katılmamışı ama.
         Her işte önemlidir, değerlidir su katmak; bazen katarsın değerlenir, çoğu zamanda "çoğaltma" içgüdüsüyle yaptığın için değersizleşir.
         İnsan kendine de su katar bazen, araya verir kendini; belki silkinmesi için gereklidir bu araya verme. Ancak tekrara düştüğünde sıradanlaşır, değersizleşir insan.
Kerameti kendinden menkul görenler ne kış dinler ne yaz! Sürekli su katar bünyeye. Bünye şişer, dışarıdan ölü eti gibi görünür, liflenir.
         Bu mevsimde bu Ekim ayı da öyle bir mevsim yani lif mevsimi.
         Kırşehir’de bir ay önce aldığınız kavunla şimdiki kavunu düşünün! Aradaki fark susuz, lifli ağızda zımpara tadı bırakan bir kavun artık değil mi?
         Bir ekim elması narı değildir kavun bu mevsimde. Acınacak bir hal alır.
         İnsanda öyledir kendi mevsim sonlarında, yaptığı  hatalarda lifli bir kavun gibidir.
         Hal hatır soranlar artık bu mevsimde sadece kafa sallar sana.
         Hoşuna gitmez adamın senin bu çok sulu halin.
         Güneşe aldanan ağaçlara dönersin, suyu yedikçe yeşillenir, mevsimini bilmedikçe yeşillenir, sonunda yeşil yeşil dökersin yapraklarını.
         Vaktinde suyu kesmeli insan. O yüzden, kesmeli ki bir dahakine daha gür daha dolu gelebilsin.
         Lifli, kayış gibi ağızda un tadı bırakan bir hal almasın.
         Mevsimler mi?
         Onlar geçiyor sulu sulu, selli selli ama sen, sen geçme mevsimler gibi kendinden, benliğinden.