Soner ARISOY


Çağrı


         Toplumun en aktif grubunu gençler oluşturur.
         Bu durumda toplumu en fazla etkileyen kesimdir gençlik. Bu nedenle gençler üzerine özenle eğilmemiz gerekmektedir. İlim ve irade imanın iki temel unsurudur. Gençler hakkı öğrenip, irade kullanımı terbiyesini kazanmalıdır ki, şahsiyetli bir nesil ortaya çıksın. İnsanın bileceği ilk şey kendisidir. Kendisini tanımayan kişi marifet alanına adım atamaz. Öz ve söz gönülde uyum içindeyse hakikat bilgisine varılır. Şuurlu genç, beynini ve kalbini ifsadın istilasına karşı korumalıdır. Şeytan ve dostlarının yaldızlı ve cazip yalanlarına kanmamalıdır.
          Onlar zehirli yılandan başka bir şey değildir. Sorumluluğun farkında olarak hayrı biriktiren genç bilir ki adalet hayatı tahrip eder. Tefekkür kalbi parlatır. Genç tabiatı gözlemler, tarih sayfalarını çevirerek inceler, vakıaları kavrayarak varoluşun amaçlarını araştırarak hayata müdahil olur. Tarihe haktan yana tanıklık eder. Hayatta fazilet uğrunda mücadele etmekten daha önemli bir şey olmadığını düşünür.
         Genç gelecektir. Gençler istikbale açılan kapılardır. Gençlerimiz, başkalarının kurbanı olmamalı. Sadece bilimsel bilginin sihrine kapılarak, medeniyetimizin temeli olan irfan kapılarına sırtını dönenler asla hikmete ulaşamazlar. Fıtrat dininin prensiplerini cesaretle ortaya koyarsak, güzel örneklerle temsil edersek ancak o zaman istikbal nesline korunmuş bir miras bırakabiliriz. Ahlak ölçülerinin öncelendiği bir toplum istiyorsak, hedefler belirlemek çok önemlidir. Geleceğin ihyası için somut hedeflerle birlikte mutlaka soyut hedefler de belirlemeliyiz. Akademik başarı ve kariyerden önce manevi değerlerin önemli olduğunu anlamalıyız.
         Manevi değerler olmadan maddi başarının tek başına yarım kaldığı bilinci gelişmelidir. Manevi açılımla yorumlanmayan her maddilik kuru kalır ve ruhsuzlaşır. Gençlerin maddi ihtiyaçları için harcanan enerji maneviyat için de harcanmalıdır. Gencin ruhuna da destek verilmelidir. İşte o zaman genç, hiçbir şeyin gayesiz olmadığı gibi insanın da mutlaka yüce bir amaçla yeryüzünde bulunduğunu öğrenir. Eğitimci ve ebeveynler umutları her an canlı tutarak vicdani bir sorumluluğun gelişmesi için çalışmalıdır. Eğitimdeki en etkin metot örnek/model olmaktır. Eğitimciler ve veliler olarak hepimiz temsil misyonunu en güzel şekilde gerçekleştirmemiz gerekir. Sözlerime son vermeden önce gençlik yapısı ile ilgili hedeflediğim bazı noktalardan bahsetmek istiyorum. Ancak bunu Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in Gençliğe Hitabe'sinden alıntılayarak belirtmek istiyorum.
         1. "Kim var!" diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert "ben varım!" cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur!" duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...
         2. Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette strateji ve taktik sahibi bir gençlik...
         3. Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir gençlik... Bu gençliği karşımda görüyorum. maya tutması için otuz küsur yıldır, devrimbaz kodamanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allah'a hamd etme makamındayım. genç adam! bundan böyle senden beklediğim, manevî babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını da gediğine koymandır. Şurada bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes! Ey kahpe rüzgar, artık ne yandan esersen es! Allahın selâmı üzerine olsun! "