Hamdi ŞAHİN


??Hayaller ve Kırşehir??


         Her şey bir hakikatle başlar mı başlamaz mı siz söyleyin.
         Mesela bu uygarlık bir hayalle kurulmamış mıdır, ya da ülkeler ya da şehirler ya da Kırşehir?
         Hepsi birer hayalin sonucu.
         Bugün bakın çok geriye gitmeye gerek yok şu andan 50 yıl öncesine gidin.
         Bizler ve bizden öncekiler hep demiyor mu ‘’Biz göremeyeceğiz …şunun şöyle olmasını veya böyle olmasını’’
         Diyor, diyoruz bunu maksat menzile varmak değil her zaman.
         Maksat menzile gidebilecek yolları keşif.
         Kırşehir’de Kentpark veya Ahi Evran Külliyesi birer hayaldi gerçek oluyor.
         Gerçek olurken tıpkı bir gebe varlık gibi sancılı oluyor her şey.
         İyi niyetle bir şeyler yapabilme gayreti olduğu açık. Biraz bütçe, biraz imkanlar şehri zorluyor.
         Hayaller aksaklıklarla da olsa hayatla iç içe geçmeye başlıyor.
         İç içe geçerken bazı sorunlarda ortaya çıkmıyor değil.
         Örneğin yeri değiştirilen Atatürk büstüyle birlikte trafik azalması beklenirken aksine arttı.
         Çünkü ortada döner kavşak kalmadı, karşıdan gelenle dönerken çarpışma riski fazlalaştı.
         Trafik lambalarının  süresi bekleme için 73 saniye, geçiş için 17 saniye olunca trafik kuyrukları onlarca metre oldu.
         Yetkililer bu konuda bir açıklama yapmalı bence; bu geçici bir durum mu yoksa böyle devam mı edecek?
         Geçici bir durumsa ne zaman sona erecek? İnsanlar  ‘’U’’ dönüşü yapabilmek için şehrin uç noktalarına veya ara sokaklara mı yönelmek zorunda kalacak? Yoksa geçmişten çok daha iyi bir trafik mi vaad ediliyor, ediliyorsa nasıl-ne zaman olacak?
Bu sorular sanırım her geçen gün taşıt sayısı artan Kırşehirlinin kafasında soru işareti.
Hayal etmek, eyleme geçmek güzel ama şehrin sesine kulak vermek daha güzel diye düşünüyorum.
         Benim söylediklerim bir reçete bir yol haritası değil elbette sadece çare arama çabası.
         Noksan, kusur arama ukalalığı değil. Sonuçta herkesin niyeti daha iyi, daha yaşanılır bir Kırşehir.
         O yüzden gönülleri almak, daha fazla gönüle girebilmek için daha fazla uzlaşı her daim şart.
         Ecdada bir bakın bu noktada gönülleri fethetmeden şehirleri fethetmemeyi öğrettiler bize.
         Ve bu öğreti çok kıymetli gerekli dersler yerinde-zamanında çıkarılırsa.
         Kandili elinde taşıyan önde giden insanlar biraz insana, biraz yeşile daha az betona, daha çok teknolojiye, daha hızlı olmaya çabalarsa, bu işin geri dönüşü herkes için faydalı olacaktır.
         Yoksa şu anda herkes taraf, her olayda olduğu gibi.
         Şurda bir kavga çıksın herkes gardını alır, herkes mutlaka bir tarafı tutar.
         Ortada olma cihetimiz biraz yönsüz, yönünü bulamamış durumda.
         Yönünü kaybeden insanlarında zamanla kullanışlı insanlar olduğu, okumadığı, araştırmadığı ortada.
         Medeniyetler, şehirler hayalle kurulur ama her hayalin kusurları vardır mutlaka.
         Mükemmeli yakalamakta kusurları görmekten işitmekten geçer.