Soner ARISOY


Ben Kimim?


         Eskiler, eskiden diye başlar her söze.
         Ardından derin bir nefes alıp ‘âh’ çekerler.
         Zaman geçtikçe bizler de kendi eskilerimizin hasretçisi oluyoruz. Yaşlanan zaman, eskiyen insan.
        Bu zaman içerisinde insan sadece bir parça.
        Yaşantılardır parçanın tamamını tamamlayan noktalar.
         Yaşantı… Ancak nasıl bir yaşantı tamamlar insanın yarım kalan tarafını?
         Öncelikle insan olarak yapmamız gereken şey unutulmuş ya da unuttuğumuz insanlığımızın farkına varıp özümüze dönüş yapmamızdır.
         Peki öz nedir?
         İnsanın yaratılış itibariyle var olan iyi yönüdür.
         Bu iyi yönün farkına varmak, varabilmek insanın ‘kendini bilmesi’ ile mümkün olacaktır.
         Kendini bilmek ise bir başkasıyla değil, kişinin kendisiyle uğraşmasıyla mümkündür.
         Düşünün! Ben kimim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum? Yolum nere? Yönüm ne taraf?
         İnsanın bu soruları kendisine sorması gerekmektedir. Gerekmektedir ki kendini bilebilsin kendini bulabilsin.
         Günümüzde insan kendini bulamadan, bir başkasını bulmaya, bir başkasını bilmeye gayret ediyor.
         Karşısına çıkan insanları tanımadan, ön yargılarını kullanarak tanımaya özen gösteriyor. Sadece ön yargılarını mı kullanıyor?
         Tabi ki hayır. Bunun yanında, karşısındaki insanın geçmiş yaşantılarını baz alıyor. Dahası var… Tüm bunlar yetmezmiş gibi üçüncü bir şahsın o insan hakkındaki söylemlerini de baz alıyor. Ve insan insanı sözde tanımış oluyor. Birkaç satır önce söylediğim gibi insan öz olarak ‘iyi’ yaratılmıştır. Kime, neye nasıl bakarsan öyle görürsün. Öze bakan özü görür. Dışa bakan, kabı görür. Bizler nereye ne niyetle bakıyoruz?
         Hâsıl-ı zaman geçiyor. Geçen zaman içerisinde tüm gaye hoş bir seda bırakabilmek olmalıdır. Güzen gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.