Soner ARISOY


Psikolojik Danışman ve Rehber İçimizdeki Savaş


       İki farklı dünyanın iki farklı savaşını veriyoruz. Biri içimizde diğeri de günümüzde. Günümüzdeki savaşı da içimizdeki savaşı da kazanmak bizim elimizde. 
      ‘Her iki savaşı da kazanmak nasıl mümkün olacak?’ diyenleriniz olabilir. Öncelikle sizlere bu savaşın nasıl bir savaş olduğundan bahsedeyim. 
İnsan öz ve dışa yansıttığı kimlik olarak ikiye ayrılır. Bu iki kavramı tek tek ele alıp önceliğimizi ‘öz’ kavramına vererekten başlayalım. Her insan yaratılış itibariyle ‘iyi’ olarak yaratılmıştır. Buradan hareketle her insanın özünde ‘iyi’ olduğu sonucuna varabiliriz.
 Aklınıza geliyordur: ‘Her insan özünde iyi ise toplum neden böyle?’  
Zaten asıl mesele insanın bu içindeki özün ne derece farkında olduğudur. Bir nebze olsun ‘öz’ kavramının farkındalığına sahip olan insan iyi-kötü ya da fayda-zarar ayrımını yapabiliyordur.  Bu sebeple bir insanın kişisel açıdan öncelikli olarak yapması gereken şey özünün farkına varabilmesi ve bunun için gayret sarf etmesidir. İçimizdeki nefis bizim özümüzle savaş vermekte. Şayet o galip gelirse, özümüzü kaybeder farklı bir kimliğe bürünürüz. Farklı bir kimliğe büründüğümüz vakit 2. Savaş başlar ki o da topluma yansıttığımız kimliğimizdir. Hevasat-ı nefsâniye uyup özünü köreltmiş bir insanın, şahsına ve topluma olumlu bir katkı yapması beklenilemez. Olumlu bir katkı veremediği gibi toplumu da olumsuz yönde etkileyebilir. 
Ardınıza dönüp bir bakın! Her şey eskiyor (zaman, mekan, insan…) ve bizler eskiyen her şeyin hasretçisi durumundayız. Eskiyi özler ve ararken, yeni dünya düzenine koşarak gidiyoruz ve dalıyoruz. Ne sevgi ne dostluk ne de ikili ilişkiler yani muhabbet… Gün geçtikçe biraz daha eksiliyor. Önceden düsturumuza, özümüze yanlış gelen her şey artık daha normal geliyor. ‘Biz’ eksildikçe içimizdeki savaş, hayatımıza yansıyor. 
      Genelimiz, eskinin hasretçisi yeni düzenin şikayetçisiyiz. Unutma! Sen değişirsen, herkes değişir. İnsan önce kendini değişime açık hale getirmeli, istemeli, arzu etmeli… Ancak bu değişim Hakk’ın düsturunu düstur edinip o yönde bir değişim olmalı yani ‘öze dönüş’ olmalı. Unutulmaması gereken diğer bir nokta ise ‘ben’ demeden ‘biz’ bilinciyle hareket edilmeli. İnsan ‘ben’likten çıkmalı ki biz bilinci oluşabilsin. 
Şimdi bu savaşı kazanabilmek adına 12 maddelik bir reçetemiz var.
1. Ayna karşısına geç ve göz bebeklerinin içerisine bak. Orası kalbine giden yoldur. 
2. Kendini en büyük günahkar olarak gör. 
3. Bütün insanları, Allah için tüm kalbinle sevmeye çalış. 
4. Kimin ne yaptığıyla ilgilenme, kendi doğru ve yanlışlarına odaklan.
5. Tek tip bakış açısına sahip olma. Gelişim ve değişime açık ol.
6. Önyargı ve karşı taraftan beklenti içerisine girme. Nesne ve insanları oldukları gibi gör. 
7. Toplumun doğrularını sorgulayın. Hemen kabul etmeyin. 
8. Düsturunuz Hakk olsun. O’nun ölçüsünü, ölçü edinin. 
9. Önce kendine daha sonra çevrene karşı dürüst ol ve saygı duy. 
10. Hayatı anlamlandırın. Amaçlar edinin kendinize. Ancak amaç ile aracı karıştırmayın.
11. Başkalarını hep güzel görmeye çalışın. ‘Ben’likten kurtulmaya bakın.
12. Mert insan olun.