Gök Bilim Medresesi'ne 'bilimsel' yenileme

    Kırşehir'de Anadolu Selçuklu döneminden kalma 800 yıllık Kırşehir Cacabey Medresesi, yapıya özel oluşturulan bilim heyeti denetiminde yenileniyor.
    Kırşehir'in tam merkezinde bulunan Cacabey Medresesi'nde çalışmalar devam ederken, vatandaşlar caminin ne zaman ibadete açılacağı konusunda da heyecanlı bekleyişini sürdürüyor. 
    Anadolu Selçuklu Devleti zamanında gözlemevi olarak kurulan, günümüzde cami olarak hizmet veren 800 yıllık Kırşehir Cacabey Medresesi'nde başlatılan kapsamlı yenileme çalışmaları sürüyor.
    Çalışmalar nedeniyle ibadete kapatılan Medrese, Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde özel olarak oluşturulan bilim heyetinin denetiminde yenileniyor.

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin en önemli eserlerinden birisi olan Cacabey Medresesi'nde, cami bölümünün altından su alması nedeniyle 2007-2008 yıllarında drenaj çalışması yapıldığı ve ilk defa böyle kapsamlı bir yenileme işlemi gerçekleştirildiği belirtildi. Yenileme çalışmaları için 2 milyon liralık bütçe ayrıldığı, yapılacak çalışmaların bilim heyetinin alacağı kararlara bağlı olacağı için çalışmaların uzun süre devam edebileceği ifade edildi.
CACABEY MEDRESESİ
    Kırşehir il merkezinde bulunan Cacabey Medresesi, minaresinde uygulanan üç farklı tuğla örgü sistemi ile Anadolu’daki tek örnek olarak gösteriliyor. Doğu-Batı yönünde uzanan ve kareye yakın dikdörtgen bir oturum alanı üzerinde inşa edilmiş kapalı avlulu bir medrese olan Cacabey Medresesi, taç kapısındaki Arapça kitâbeye göre Selçuklu Sultanı III. Gıyâseddin Keyhüsrev zamanında Kırşehir Emîri olan Cacaoğlu Nureddin Cebrail tarafından 1272-73 yıllarında inşa ettirilmiş. Hicrî 10 Şevvâl 670 (10 Mayıs 1272) tarihini taşıyan ve medresenin inşaatı tamamlanmadan düzenlendiği anlaşılan vakfiyeler, vakfın Kırşehir, İskilip, Kuşhisar (Koçhisar) ve Sultanyüği (Eskişehir) içinde ve civarında, bir kısmı da Ankara, Konya ve Aksaray vilaayetinde bulunan bütün mal ve mülkünü, kısmen kendi çocuklarına ve torunlarına ve kısmen de Kırşehir, İskilip, Tahmageni, Sultanyüği ve Kayseri’de bulunan medrese, cami, han ve başka yapılara bağışladığını ortaya koymaktadır. Özellikle Moğolca tanzim edilmiş vakfiye, 13'üncü yüzyıl Anadolusunda bilinen tek örnek olması bakımından büyük önem arz etmektedir.
    19'uncu yüzyıla ait seyahatnâmelerde harabe halinde olduğu belirtilen medresenin, 1907 tarihli Ankara Vilâyeti Salnâmesi’ne göre, kısmen camiye dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. Daha sonra Vakıflar Genel Müdürlüğünün denetiminde çeşitli onarımlar geçiren medrese, günümüzde cami olarak hizmet vermektedir.




YAZARLAR